ALİYA İZZETBEGOVİÇ'İN ATATÜRK DÜŞMANLIĞI
"Atatürk Türkiye'yi barbarlığın eşiğine getirdi!"
- Aliya İzzetbegoviç (1)
Aliya İzzetbegoviç'in Atatürk düşmanlığı! Bilirsiniz ki, İzzetbegoviç siyasal islâmcıdır. Siyasal islâmcılık Atatürk düşmanıdır, Türk düşmanıdır. Zaten İzzetbegoviç Boşnaktır. Tabiî soyunda Türklük var imiş. Fakat kendisi aslen boşnaktır. Boşnak kültürün de yetişmiştir.
Kendisi haddine olmamasına rağmen Harf Devrimini eleştirip, halkı cahil bıraktı demektedir:
"Ondan sonra iki ülkede de bilinen reformlar gerçekleşti. Başkasının değil, kendi hayatını yaşamak için Japonya ilerlemeyi ve geleneği birleştirmeye çalıştı. Türkiye ile alakalı olarak, onun modernistleri tam tersi bir yol seçmişlerdi. Bugün Türkiye üçüncü sınıf bir ülke, Japonya ise dünya milletierin zirvesine çıkmıştır.
Bugün Japonya' da okuma-yazması olmayan bulunmamaktadır, Türkiye' de ise -harf inkılabından 40 sene sonra- nüfusun yarısından fazlası ümmidir. Bu durum bir sonuçtur ve bu konuda ama olanlar dahi görmeye başlamalıdır." (2)
Daha da ileri giderek "milletin hafızasını" sildi diyor:
"Yazı, milletin tarihteki devamını sağlar ve "akılda tutma" şeklidir. Arap harflerinin kaldırılmasıyla Türkiye için, yazıda korunan geçmişin bütün nimeti kaybolmuş oldu. Bir çok diğer "paralel" reformlarla beraber, yeni Türk nesli kendini manevi dayanaktan yoksun ve adeta bir çeşit manevi boşluk (vakum) içinde buldu. Türkiye kendi "hafızasını", geçmişini kaybetti. Bu durum kime gerekli idi?" (3)
Bu safer hakaret değil! Hakaret ve vatan hainliğinle suçluyor:
"(Atatürk'ün Devrimleri) Barbarlık ve ihanet!"
"Türk toplumunun Kemalizm nedeniyle cahil ve geri kalmıştır!" (4)
"Bunun belki en tipik örneği Kemalist Türkiye'dir. Ortak bağları, hakiki bir karşılıklı iletişimi olmayan entelijansiya ve halk, üzerine köprü kurulamaz bir uçurumla ayrılmış durumdadır. Bu çatışmayı öngören Kemal, bilindiği üzere, örneği görülmemiş bir deney yapmaya karar vererek millî bir oluşumun beynini değiştirme teşebbüsünde bulundu.
Alfabenin değiştirilmesi (medeni dünyada örneği olmayan bir durum) ve bir dizi paralel “reformun" geçirilmesi emri verdi. Bununla Kemal, pratikte Türkiye'deki tüm kitap ve kütüphaneleri, bu zamana kadar yazılmış tüm kelimeleri ve bununla birlikte tüm geçmişi ateşe vermiş,
Türkiye ise bir tür millî hafıza kaybı yaşamıştır. Bu “reformun” ertesi günü Türkiye, dünyadaki en cahil ulus konumuna düşmüştür. Netice: Kemal'in İslam karşıtı reformlarından 50 yıl sonra, Türkiye halen ya iç savaş kabusu ya da askeri diktatoryadan birini tercih etmek zorunda. Artık dünya meselelerinde bir zamanların dünya gücünün sesi duyulmuyor; çünkü Türkiye, artık dünya ile değil kendi kendisiyle uğraşıyor. Bu durum Avrupa ve Amerika'nın lehine olabilir; fakat Türk halkı ve İslam dünyasının lehine değildir." (5)
"Demek ki İslam dünyasının reform taraftarları, yeni, değişmiş şartlarda ve yeniden eski ideal ve değerleri gerçekleştirmeyi bilen, akıllı ve bilge halk temsilcileri olamadılar. Onlar değerlerin bizzat kendilerine karşı ayaklandılar ve sık sık soğuk alayla ve şok edici basiretsizlikle halkın kutsallarını çiğneyip yerine sahtesini yerleştirebilmek için hakiki hayatı yok ettiler. Kemalist Türkiye ve başka ülkelerde bu vahşiliğin sonucu olarak hasta millet yarattılar veya yaratmak üzeredirler."
"Öyle reformlar vardır ki içinden bir milletin bilgeliği ortaya çıkarken,diğer taraftan ihanetlerin en büyüğünü barındıranlar da vardır.Yakın tarihimizde Japonya ve Türkiye örnekleri bu hususta klasik durum arz ederler." (İslam Deklarasyonu)
"Türkiye bir İslam ülkesiyken dünyaya hükmediyordu. Avrupa taklitçisi Kemalist Türkiye ise dünyada yüzlerce örneği olan üçüncü sınıf bir ülke konumunda.." (6)
"Arap yazısının kaldırılması Türk tarihinin radikal bir inkarıdır. Eğer Türkiye'nin geçmişini unutması, varlığını kökünden değiştirmesi, olduğu şey olmayı bırakması gerekli idiyse, yazının değiştirilmesi bunun en etkin yoluydu. Bir kararname ile yürürlüğe konulan hiçbir şey, bu hedefe bu kadar kısa sürede böylesine etkin bir şekilde hizmet edemezdi." (7)
"Devrimler bazen bir milletin bilgeliğini, bazen de kendine ihanet ettiğini gösterir. Japonya ve Türkiye örneği çağdaş tarihin klasik örneklerinden biridir." (İslam Deklarasyonu)
Bektaşilik..
"Türkiye'de yaygın olan Bektaşilik, asli İslam'dan en uzak tarikatlardan biridir. Kemalist hareketin başarısının bir nedenini de burada aramak gerekir. Böyle bir İslam tarzı, Batı etkisi karşısında dirençsiz kalmıştır." (Özgürlüğe Kaçışım)
"Kemalist düşünce, Türkiye'de tam bir manevi sterilizasyon (kısırlaştırma) ortamı yarattı. Bu hareketin 60 yılı boyunca Türk aydınları arasında, Türkiye'deki radikal dünyevileşme doktrinini açıklayacak ve geliştirecek birisi çıkmamıştır. İslam dünyasında seküler bakış açısının tamamen muvaffak olduğu bu yegane örnek bir başka aşırılığa verilmiş tepkidir; o da yüzyıllar boyunca Bektaşilik tarikatının hakim unsur olmasıdır. Bu laik meydan okuma karşısında dirençsiz kalan İslam değil, Türkiye'de hakim unsur olmuş ve İslam'ın laik zıddıyla aynı oran da İslam dışı kalmış olan Bektaşilik varyasyonudur." (Özgürlüğe Kaçışım)
"Sonradan Türkiye'de İslam'a dair her izi fanatik bir şekilde silecek olan Mustafa Kemal bile, bağımsızlık savaşı sırasında Anadolulu savaşçılara söz konusu olan şeyin İslam'ı kurtarma mücadelesi olduğunu söylüyordu. Büyük çaplı tüm savaşlar Kemal'in de şahsen katıldığı dinî törenlerle başlıyordu. Gerçek niyetini o zaman açıklasaydı hiç şüphesiz hiçbir sonuca varamazdı." (8)
İzzetbegoviçe göre kısaca "Atatürk":"İslam karşıtı, iç savaş ve askeri dikta rejiminin mirasçısı, milli hafızayı silen tarihi düşmanı, barbar, hasta bir millet yaratan, vahşi, toplumu cahil ve geri bırakan, milletin beynini değiştiren, vatan haini, Avrupa taklitçisi, İslamın tüm izlerini Türkiyeden silen, Türkiyeyi üçüncü dünya konumuna sokan, Türk devrimiyle ihanet ve vahşilik yaratan, Türkiyeyi kısırlaştıran., kültür devrimcisi bile değil asker.."
izzetbegoviçe göre Bektaşilik, "İslam dışıdır ve avrupaya karşı etkisi yoktur."
Tabii ki biz bu iftiralara ve küfürlere, hakaretlere karşı kayıtsız kalmayacağız. Fakat bu adam Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nden kendi bağımsızlık savaşı için para alıyor fakat kurucusuna kendi uyduruk ideolojisi için; küfür, hakaret edip, iftiralar atıyor. Bu konu da herhangi bir bilgisi olmadığı halde. Sadece bir kaç şey öğrenip, yazıyı bile ancak; hakaret için kullanıyor.
İzzetbegoviç; Bosna'nın kurucusu ve Türkiye'de saygı duyulan biri olarak; Türkiye'nin kurucusuna hakaret etmesi üzücü. Kendi eklektik bilgilerini araştırmadan-etmeden, ansiklopedik bilgilere dayanıp sözetmesi cahilliktir. "Doğu-Batı Arasında İslam" adlı eserin de Nietzsche için "materyalist filozof" terimini kullanıyor, felsefeye başlayan bir genç bile "materyalist olmadığını" bilir. "Egzistansiyalizm"i katolik bir akım olarak yorumluyor. Büyük felsefeci İzzetbegoviç herkesten dahi. Tabii Aliya İzzetbegoviçin kendi hayal dünyasında ki romantizmini temsil eden uyduruk fikirlerini ve yazılarını burada tartışacak değilim. İşte görün, görün..
Kürt Kasabı: Türkler..
Aliya İzzetbegoviç: "Biz Kürt değiliz ki Türklerin soykırım yaptığı gibi Sırplar bizi katletsin." diyor, bunun kaynağı nedir bilmem ama bir çok yer de kullanılması dikkat çekicidir. İyi Parti Kurucular Kurulu Üyesi Gazeteci Vedat Yenerer ise Twitter'da bir yobazla tartışırken şöyle demiştir: "Bu arada ”Biz Kürt değiliz ki Türklerin soykırım yaptığı gibi Sırplar bizi katletsin” dediğinde ben oradaydım." (9)
İşte Türk milletinin hayran kaldığı İzzetbegoviç!
***
(28 Ocak 2021 Güncellemesi Sonrası)
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı "İran-Irak" savaşına benzetiyor. İslâm için değilmiş, samimi de değilmiş, Türk askerinin şehitliğini de eleştirildiği görülüyor, bakın:
"Hatta bugünkü İran-Irak savaşında bile her iki taraf, halklarına, İslam için savaştıklarını söylerler. Savaşta ölenler şehit olarak ilan edilmekte ve ön plana çıkarılmış askeri törenlerle toprağa verilmektedir. Tabii ki burada sadece bir taraf samimidir, ancak bu durum sonucu değiştirmemektedir. Hatta daha sonra Türkiye' de Mustafa Kemal bile, kurtuluş savaşı esnasında, kendi Anadolulu savaşçılarına, İslam'ın kurtuluş mücadelesinin söz konusu olduğunu söylüyordu. Bütün büyük muharebeler, M.Kemal'in kendisinin de katıldığı dini merasimlerle başlardı." (10)
Lâiklik ve Milliyetçilik, islâm dünyasında doğal bir şey değilmiş:
"Fakat Batı için ilerleme ve hukukun üstünlüğü olarak ifade edilen şeyler, İslam dünyasında doğal olmayan ve hiçbir yapıcı değişiklik üretemeyen bir süreci temsil etmekteydi. Laiklik ve milliyetçilik burada hiçbir olumlu içeriğe sahip değillerdi." (37)
"Dünyayı tanzim etme hakkını kendinde gören İslam, kendi alanında başka herhangi bir ideolojinin faaliyet göstermesine gerek duymamakta, izin vermemektedir. Yani laiklik prensibi yoktur." (12)
Bu konuya detaylı bir şekilde girmeyeceğim.
***
Aliya, koyu bir şeriatçı, "Milliyetçiliği" ve "Laikliği" yerden yere vuran, Kemâlizmi eleştirip Atatürk'e iftiralar atan, Türkleri kötüleyen, Türk askerinin şehitliğini bile sorgulayan biridir. Yazdığı kitaplar da hiç bir değer ifade etmemektedir.
Kendisi El-Kâide'yi, Bosna'ya davet eden, Nazi işbirlikçisi, Nato sevdalısı ve en önemlisi Yahudi karşıtı biridir. (13)
***
Atatürk'ün kazandığı bağımsızlık "yetersizmiş", "sahteymiş", "gerçek bağımsızlık değil"miş:
"Bu ülkeler hakiki değil, sahte bağımsızlık elde ettiler çünkü gerçek bağımsızlık her şeyden evvel manevi bağımsızlıktır. İlk evvela manevi bağımsızlığı için mücadele edip kazanmayan halkın bağımsızlığı kısa bir süre sonra sadece milli marş ve bayrağa indirgenir ki bu iki şey hakiki bağımsızlık için çok yetersizdir." (14)
NOTLAR:
(1) Cengiz Özakıncı - Dil ve Din, s. 118.
(2) Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklarasyonu, s. 25.
(3) Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklarasyonu, s. 26.
(4) İlhan Arsel - Şeriatçıyla Mücadelenin El Kitabı, s. 60.
(5) Aliya İzzetbegoviç - İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri.
(6) Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklarasyonu, Ketebe yay., s. 22.
(7) Aliya İzzetbegoviç - Özgürlüğe Kaçışım.
(8) Aliya İzzetbegoviç - İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri, s. 164.
(9) https://halkweb.com.tr/aliya-ataturk-dusmani-miydi
(10) Aliya İzzetbegoviç - İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri, s. 175.
(11) Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklarasyonu, s. 37.
(12) Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklarasyonu, s. 48.
(13) https://haber.sol.org.tr/dunyadan/nato-sevdalisi-nazi-yandasi-aliya-izzetbegovic-haberi-34806
(14) Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklarasyonu, Fide yayınları sayfa 27.
Yorumlar
Yorum Gönder