Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mısır etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Antik Mısır’da Ensestlik

Antik Mısır’da Ensestlik Merhabalar. Bu yazımda Antik Mısır’da ve Mitlerindeki, ensest ilişkiye değineceğim. Epeyce dikkatimi çeken bu konuyu, yazıya dökmek fikrinin iyi olacağını düşündüm. İlk önce, Kraliyet ailesinden başlayalım. Kraliyet Ailesi’nde Aile İçi Evlilik. Mısır’da Firavunlar, kendi öz veya üvey kardeşleriyle evlenirlerdi. Bu gelenek Roma Mısır’ında (MÖ. 30’dan MS. 395.) görüldüğünü söylerler. Kardeşleriyle evli olan Firavunlar ( Hüküm süreleri ): Neferu ile evli olan I. Senwosret (MÖ 1961 — MÖ 1917) Kız kardeşi Ahmose-Meritamun ile evli olan I. Amenhotep (MÖ 1525 — MÖ 1504); ve öldürülmeden önce kardeşi XIV. Ptolemaios ile evli olan VII. Kleopatra (MÖ 51 — MÖ 30) var. Kızlarıyla evlenen Firavunlar: II. Ramses (MÖ 1279 — MÖ 1213) kızlarından Meritamen’i eş olarak aldı.. Bu aile içi evlilik, Ptolemaios hanedanlığı ’nın sonuna kadar devam etti. Mısır Tanrıları’nda Ensestlik Mısır Tanrıları’ndaki ensestlik aslında Akdeniz ülkelerindeki kültür alışverişinde normal bir şey ...

Türkiye, Filistin ve Araplar: Kıbrıs Sorunu

 Türkiye, Filistin ve Araplar: Kıbrıs Sorunu Bu konu, Filistin’in şuanki devlet başkanı olan Mahmut Abbas’ın, Rum Yönetimi’ni desteklemesiyle başlamıyor. Irak, 1957'de Yunanistan Devleti’yle görüşüp Kıbrıs’la ilgili ortak hareket kararı almışlardır. Aynı yılın Aralık ayı’nda gerçekleşen Birleşmiş Milletler toplantısında Kıbrıs Sorunu’nda Türkiye’ye karşı oy kullanırlar. Irak bununla da sınırlı kalmaz, Yunan desteğini almasıyla birlikte Türkiye’ye karşı Petrol borcunu da ödemez. (Musul Vilayeti’den gelen %10'luk Petrol geliri.) Ayrıca Türkiye’nin çoğu Projesine de karşı çıkar. Komünist Sovyetler Birliği yanlısı bir devlet kuran Suriye ve Mısır (Birleşik Arap Cumhuriyeti), Türkiye’ye karşı bir rakip hâline gelirken, Sovyetlerin Türkiye’yi kıstırma politikasına destek verirler. Türkiye bu durumda İsrail’le ilişkilerini sıkılaştırır fakat Türkiye bu durumda bile suçlu hâline gelir. Hiçbir konu da Türkiye’yi desteklemeyen ve Türkleri yok etmek için gâvuru-Yahudi’yi bile destekleyen...

Türk Tarihi’nin bir durağı: Mısır-Filistin

Türk Tarihi’nin bir durağı: Mısır-Filistin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Syn. Recep Tayyip Erdoğan, Mor Efrem Süryani Kilisesi’nin açılışında, Filistin meselesine değinirken, Filistin’e hâkim olduğumuz tarihi sadece Osmanlıyla sınırlı söyledi. Belki de uzatmak istemediğindendir. Ayrıca Osmanlı gibi bir imparatorluktan örnek vermek aslında yeterli gibi görüldüğünden dolayıdır. Türklerin, Mısır ve Filistin hâkimiyeti sadece Osmanlı’yla sınırlı kalmadığı gibi, Tarihileri de M.S. 800'e dayanmaktadır. Tolunoğulları (868–905) Tolunoğulları, yabancı bir diyârda kurulmuş ilk Müslüman Türk devleti özelliğini taşımaktadır. Ayrıca kapsadığı alan: Türkiye, Mısır, Suriye, Ürdün, Filistin, Lübnan, İsrail ’dir. Ahmed bin Tolun kimdir? Babası Orta Asya Türklerindendir. Halife Mütevekkil’in özel koruma birliğinin komutanı idi. Sonralarında Tolunoğulları’nın kurucusu olacak Ahmed’e babasının görevi verildi. (1) Görevinden sonra bir Türk komutanın kızıyla evlendi. Abbasî devleti’nde Halife tâyin ...

Câhiliye Devri: Sünnet

  Câhiliye Devri: Sünnet Sünnet’in islâma girişi, Câhiliye Devri’nden olmalıdır. Bu gayet doğrudur. Fakat Câhiliye Devri’nde ki toplum bunu nereden almıştır? İşte bu sorudur. Meselâ Arap toplumunu etkileyen Yahudiler de “ Sünnet ” vardı. Fakat ilginçtir ki Sabiîler sünnet olmayı “ kirlenmek ” olarak nitelerler. Ve Sabiîlikte de Arap toplumunda yeri olan bir inançtır. Fakat Câhiliye Devri’nde Araplar, erkek çocukları hatta kız çocuklarını da sünnet ettiriyorlardı. Yani İslâm daha yokken Araplar sünnet oluyordu. (1) Kulak verelim: “ Sünnet, eski Arabistan’da yaygın olarak tatbik edilmekteydi.İslam öncesi Arap şairlerinden İmruu’l-Kays (v.540) Divanında, Bizans İmparatoru’nu sünnetsiz olduğu için ayıplamaktadır. Bu durum, İmruu’l-Kays’ın sünnetli olduğunu, hıtanın Araplar arasında yaygın bir adet olduğunu ve sünnet olmamanın ayıp karşılandığını göstermektedir.” Eski arap kâvmînin sünnet olduğunu İslâmın kendi kaynaklarından Buhârî bile kaydetmektedir. Yani asıl soru şu olmalıdır ...