Ana içeriğe atla

Nükteler 12: TÜRK SOSYALİZMİ

 Bu kısımda, aslında uzun zamandır düşündüğüm fikirlerimi yansıtacağım. Uzun olacağından ötürü sizden özür dilemekle başlayabilirim. 

Türk ırkının geleceği için kendim bizzât düşündüğüm sistemi açıklamaktan mutluluk duyacağım. 

İlk olarak, bu ideolojinin adını “Türk sosyalizmi” koydum sebebi ise “Türk Toplumculuğu” ifâdesine karşılık geldiği için. Tabiî ülkemizde maalesef Kürtçü ve Rusçu komünistler yüzünden sosyalizm adı hoş görülmediği için bu adı belki değişebilirim. 

Irkçılık: Türk ırkına hürmet eder ona sevgi besleriz. Türk ırkçılığı, Türk ırkının savunma refleksidir. 

Türk ırkına yapılan ırkçılıklara karşı bir önlemdir. Türk ırkının çocukları, Türklerin aşağılanmasına müsaade etmeyecektir.  

Biz Türkler diğer milletlere ırkçılık ve dincilik yapmadığımız için bu zamana kadar “ırkçılık” ifâdesi bize yabancı geliyor olabilir. Çünkü büyük imparatorluk kurmuş atalarımız yüzyıllar boyu, diğer tüm ırkları ve dinleri kendi idâresi altına toplamış ve dünya hâkimiyeti hedefine ulaşmışlardı. 

Türkler her ırka iyi davrandı, onları yeri geldi yok olmaktan kurtardı, yeri geldi diğer ülkeler de aşağı ırk sayılmalarına rağmen onlara vatandaşlık verdi. 

Peki diğer milletlerden bugün Türk’ü en çok tehdit edenler arasında küçük bir devleti olan bir ırk , Hazarlara kadar ilişkimizin bulunduğu bu ırk, Türklerin kurtardığı ve beslediği bir ırktır.  

İlişkilerimiz eskilere dayanır, onları Türkler çok kurtarmış ve kendi evlerine almışlardır. Diğer ırklar onları insan saymayıp ülkelerinde soykırım yaparken, Hazarlılar ve Osmanlılar onları ülkesine alıp beslemişler ve ev vermişlerdir.  

Fakat bu ırk, Türk ırkına sonradan düşman olup Osmanlı İmparatorluğunun bölünmesine sebep olmuştur. Türk ırkına yaptıkları nankörlük, hâlâ daha devam etmekle birlikte Türk ırkına laf etmeleri de gülünçtür, ırkları yok olmadıysa büyük ölçüde bize borçlulardır. 

*** 

Türk ırkı, baktı ki arkasından bıçaklanıyor onları tehcir etti. Bu bile sonradan soykırım diye tarihe geçip Türkler suçlanacaktır. Oysa ki, tehcir edilmeden önce en çok hakka sahip bir millettiler. Osmanlı’nın önemli bakanlıklarında bulundular fakat Türk’ü arkadan bıçaklayıp iftira attılar. Hâlâ daha bu iftira sürüyor. Karabağ Savaşı’ndan sonra yine Türk’e yaraştılar. 

II. Abdülhamid devri en çok Ermeni bakanın olduğu dönemdir ve kendisine suikast bile yapan Ermenileri affetmiştir. İttihat ve Terakki en çok Ermenilere hak veren oluşumdu. Meşrutiyet’de Ermenilere geniş haklar verilip, Meclis de her ırkı temsil edecek şekilde vekiller atandı. 

Tehcir edildikten sonra onların yerini alan diğer bir ırk, onların yerine geçip aynı tarihî davâyı yürüttüler. 

Osmanlı’dan beri süregelen isyânları, Türk’ün ölüm kalım savaşında bile devam etti, yabancı düşmanlarla ittifak ederek Türk ırkının kuyusunu kazdılar, Türk subaylarının idâmını veren Kürt Nemrut Mustafa’yı nasıl unuturuz? 

Ama birkaç aşiret Türk Kurtuluş Savaşı’na yardım etti diye, “ama biz de yardım ettik” diyebiliyorlar. Uydurdukları türlü yalanların bir ispatı yok. 

Türk Kurtuluş Savaşı’nın sona ermesinden sonra Cumhuriyet döneminde çıkardıkları gerici isyânları da unutmayalım. Bugünkü Kürt komünistler bunları bilmeyip Komünistlik propagandası yaparlar ama Sovyetler Birliği bu isyânları her zaman “Batı destekli, gerici isyân” diye tanımlıyor. Bizzat Komitern belgeleri mevcut. 

Sonrasında “Türk devleti katliâm yaptı” diye propagandalar yapmaya hâlâ daha devam ediyorlar. Ve bunları alkışlayan Türk (!) akademisyenler var.  

Kendileri çok entelektüel oldukları için, maaş aldıkları devletin kurucu unsuru Türkleri kötülüyorlar. 

Türkiye’de entelektüel olmakTürk ırkına karşıt olmaktır. Akademisyenler bunu ilk vâzife bilirler. 

Tabiî bununla sınırlı kalmadı, 80 darbesinde Kürtçe’nin yasaklanması bahanesiyle bir terör örgütü çıktı. Bu örgüt bu ırkın temsilciliğini iddia ediyordu. Kürtler bunu reddetmediler, bugün bile bu partinin uzantısına Doğu’da verilen oyları gözden geçirince anlıyoruz. 

Tabiî içlerinde bu partiye oy vermeyip Ana İktidar ve Ana Muhalefet partilerine oy verenler var. Hatta bu komünist kürtçü partinin yanında bir başka örgütün uzantısı olan islâmcı bir parti çıktı, küçücük bir parti. Ona da oy veriyorlar.  

Gaffar Okan’ı anmadan geçemeyeceğim. 

Bu ırkçı silâhlı örgüt Türk ırkına soykırım yaptı. Doğu bölgesinde yaşayan Türkleri zorunlu göçe maruz bıraktı. 

O bölgeyi Kürtleştirerek, bugünkü “Doğulular Kürt'tür” algısının zeminini hazırladı. Oradaki halkları kürtleştirmeye çalıştılar.  

Türk ırkını o bölgede hapsettiler, Türk ırkına işkence ettiler, Türk ırkının soylu komutları bu çemberi kırdı.  

Ama Türkler bir daha oraya dönmediler.  

Her gün gelen şehit haberleri, ben bir çocukken bile hatırlarım üzücüydü. Her gün yediden fazla asker şehit düşüyordu.  

Askerleri, polisleri değil sadece; Türk ırkının öğretmenlerini de öldürüyorlardı. 

Türk sivillerini öldürüyorlardı. Öyle vahşi insanlardı. 

Ama Türkiye’nin entelektüelleri bu örgütü bazen anlayabilmek için yazılar yazardı. Siyasetçileri de öyle. Aslında onlar ezildiği için yapıyorlarmış!  

Ezildikleri için kundaklardaki bebek öldürülür mü be! Eşi hamile askerî, eşiyle birlikte öldürülür mü? 

Türk ırkının gencecik çocukları, hayatlarının bağrında ölüp gittiler. 

Esir aldıkları askerlere, sivillere yaptıkları malumdur. Onların sanki kendi hayatı yoktu. Kendi eşleri, aileleri vardı. Sevdikleri, onları bekleyenleri vardı. 

Şehit düşen askerlerin evleri ne hâlde gördünüz mü hiç? Yıkık dökük..  

Vatan sağ olsun”, “Vatan için şehit düştü”, 

Bu vatan çocukları için ne vermiş ki, biz onun için ne verelim? Bize bir şey vermediği hâlde uğrunda canımızı feda edebileceğimiz vatan, sizin siyasî istikbâliniz için değil, inandığımız o millî, insanî, dinî değerler içindir. 

Bu vatan için bir Türk evladı ölüp, diğer ırklar rahatça yaşıyorsa sağ olmasın bu vatan! 

Atatürk döneminde Adalet Bakanlığı yapmış Mahmut Esat Bozkurt’un güzel bir sözü vardır: "Bu memleketi Türkler korurdu, bu memleket için Türkler ölürdü ama memleketin nimetlerinden Türk olmayanlar istifade ederdi!" 

Bugün terör çığırtkanlığı yapan insanlar bile sosyal yardım alıp, iyi işlere giriyorsa bu kimin vatanıdır? 

Uğrunda ölünen bu vatan kimin vatanıdır? 

Araplara girmeye gerek mi var? Varsa şunu söyleyim, özellikle neden Araplar denilecek olursa, Osmanlı Arapları kardeşleri gibi görüyordu. Bu yüzden Arap ihanetini asla kaldıramadılar ve unutamadılar.  

Arapların ihaneti Türklerin beklemediği bir şeydi. Çünkü aynı coğrafyada aynı dinden olan bir milletti. Ayrımcılığa uğramamışlardı. Türkler, Arapları kendilerinden bile üstün görüp onlara “Kavm-î Necip (Yüce Millet, Üstün Millet)” manasında isim takmışlardı. 

Herkes “Türklerde Millîyetçilik yapıyordu, o yüzden isyân ettiler” demeleri gülünçtür. İttihad ve Terakki ilk yıllarında diğer ırklara haklar verdi. Hatta Şerif Hüseyin’i bile onlar atadı. Türk Millîyetçiliği bile söz konusu değildi. Osmancılık davâsı güdüyorlardı.  

Ona rağmen Araplar isyân etti ve I. Dünya Savaşı’nda bize ihanet etti. 

Cemal Paşa ilk etapta Osmanlı’nın Üstün Irk olarak adlandırdığı Araplarla isyân etmelerine rağmen arabuluculuk yapıp hafif kalsada, bir netice çıkmayacağını anlayıp sert davranmıştır. 

Bu yüzden adı “Suriye kasabı” olarak anılmaktadır. 

Oysa binlerce Türk’ün öldürüldüğü ve Osmanlı’nın bel kemiğini kıran bu hâdîse, Siyasal İslâmcılar ve Arap taparlar tarafından dile getirilmemektedir. Komünistler de aynıdır. 

Hâlâ daha “Araplar isyân etmedi, yalan!” demeleri gülünçtür. Onca Türk askerî nasıl şehît edildi, Türkler nasıl oradan oraya göç ettiler? O muharebeler nasıl yapıldı?  

Bizzât isyânı tertipleyen Lawrance’nin hâtıraları ile isyân eden kişinin oğlu Ürdün Kralı olan Abdullah bin Hüseyin “Osmanlı’ya Neden İsyan Ettik” diye kitabı ve kitabında başlıklar altında Türkleri kötüleyen, neden isyân ettiklerini, ne kadar eskiye dayandığını, Lawrance ile bu işin başlamadığını anlatmaktadır. 

Yunanlılar bu işin neresinde? Yunanlılar, Arnavutlar ve diğer Slav milletleri Osmanlı’ya zâten durmadan isyân ediyorlardı. Maalesef ki, Türk olmayan Türk aydını bunları savunma cüretinde bulunuyor. 

Ama eskidendi!” diyeceksiniz, hadi bu söyleme bir göz atalım. 

Türkiye, Yunanistan NATO Askerî kanadından çekilmesine rağmen onu geri davet etti. Hem de kendi ırkdaşlarını korumak için Kıbrıs Harekâtı yüzünden çekilmesine rağmen! 80 darbesinin iyiliklerinden biri (!) 

Kıbrıs Rumları, Türkleri katlederken destekleyen Yunan Hükûmeti’ni nasıl unuturuz?  

Hâlâ daha “Irkçılık yapmayın Yunanlılara” diyorlar, adamlar Türklere soykırım yapmış tarihleri boyunca ama lafa gelince biz “ırkçı” ve “barbar” oluyoruz! Ülkesini bu denli kötüleyen başka bir millet ve aydınlar gördünüz mü? Hayır. 

Ona rağmen Türkiye Hükûmeti yıllar sonra Yunan Hükûmeti ile normalleşmeye gitmesine ve Yunanistan’a belli yatırımlar ve yardımlar yapmasına rağmen Türkiye’ye karşıtlıkları hep sürdü. 

En son İsrail ile ortak bir savunma antlaşması imzaladılar. Bunda Kıbrıs Rum Yönetimi de var. 

 

Ermenistan Hükûmeti’nin Azerbaycan Türklerine yaptıkları mezâlimi nasıl unuturuz? 

Ermenistan hâlâ Türk düşmanlığı yaparken, Türkiye Komünistleri bu Ermenileri savunup aslında onların suçsuz olduğunu Türk düşmanlığı yapmalarını normalleştirmeye çalışıyorlardı. 

Başka ırklar Türk düşmanlığı yaparken normal, Türkler ‘Türklere ırkçılık yapılıyor’ dendiği zaman ‘Sus lan faşist Türk’ deniyordu. 

 

Diğer düşüncelerimizden biri: 

Sosyalizm (Toplumculuk): 

Türkiye’de sosyalizm ancak sol ile bağdaştırılan bir şey. Ama bizim sosyalizm anlayışımız farklı.  

Biz toplumcuyuz ve şunu da bilmeliler ki, milleti sevmek için sağcı, milleti düşünmek için solcu olmaya gerek yok. “Ama buradan çalındı, bu uymaz!” diyenler ne aptal insanlar. Bir millîyetçi halkını sever de nasıl sosyalist olamaz? Bir millîyetçi, halkının refâhını düşünmelidir. Millîyetçi, halkının bekâsını düşünmelidir. 

 

Türk sosyalizmin geldiği son noktada budur, Türk sosyalizmi kendi halkının refâhını düşünür. Irkı onun için önemlidir.  

Toplumun ihtiyaçları ve refâhı Türk sosyalizmi için büyük önem arz eder. Bu noktada Türk işçisi’nin emeğini korumalı ve iş verenlerinde bu sistem içerisinde dünya pazarına açılmasını sağlamalıyız.  

Kazandıkları paraların sadece bir kısmını veren işverenleri kabul etmiyoruz. İşçileri köle gibi çalıştırıp onlara yemeği bile çok gören, baskı yapan, tehdit edenleri hoş görmeyeceğiz. 

Bu noktada İşçi haklarını düzenleyip daha da belirgin ve korunaklı hâle getireceğiz. İşçiyi koruyacağız. Çünkü işçi bir ülkenin en önemli unsurudur.  

Maalesef ki Türkiye’de bir işçi evine erken gidip çocuğunu bile sevemiyor. Bunun önüne geçeceğiz. 

Asgarî ücretten alınan vergileri sıfırlayacağız. Varlıklı insanlardan alınan vergi arttırılacak. Devlet işverene de destek verecek, işçisini de koruyacak. Yeni alanlar yaratacaktır. Türk sosyalizmi, işçinin hakkını koruyup kollayacaktır. Göbekli işverenin, göbeğinin altında işçinin ezilmesine izin vermeyecektir. 

İşçi, durmadan arttan mesâi ve iş zorluklarından ve baskıdan tükenmiş, psikolojisi bozuk evine gitmeyecektir.  

Sırf farklı tenlerden ve ırklardan, dinlerden, türbanlı/açık diye işçi ayrımı yapılmasına izin vermeyeceğiz. Evine ekmek götüren herkes insandır.  

Irkçı olmamıza rağmen, ülkemizde farklı ırklarına sigortasız çalıştırılmasına müsaade etmeyeceğiz.  

Türk işçisini ezdirmeyeceğiz! 

Beyaz yakalı Solcu partiler, mecliste işçi hakları diye bağırıp iki cümle sonra binlerce liralık maaşlarını alıp susuyorlar. Onların umurunda mı? Onlar sadece şov peşindeler. 

Türk çiftçisi desteklenmeli. Devlet destek vermelidir. Gerekirse devlet kontrol etmelidir ama bunun incelikleri vardır. Devlet sadece piyasada oluşacak, fahiş fiyatlar ve tekelleşmeye karşı önlem almalıdır. 

Her depremde çadıra fahiş fiyatta zam olması, devletin kendi kurumu Kızılay’ın bile pahalıya satması olayı, bir adam kadını taciz ettikten sonraki gelen biber gazına zam gibi ahlâksız ve insanlık dışı zamları reddediyoruz. 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde yaşayanlar, bu ahlâksızlığa karşı olmalıdır. Halkın sesi duyulmalı ve devlet müdâhale etmelidir. 

Buradaki serbest piyasa anlayışına bir terslik görmüyorum. İnsaniyetsizlik görüyorum. Serbest piyasayı insanlığın üstünde gören vahşî yaratıklara karşıyız. Onlar birer ahmâktırlar. 

Devlet halkını yaşatmak için var olmalıdır. Onların ihtiyacına cevap vermelidir. Devletin görevi sadece bu olmalıdır.  

En önemli ilkelerimizden biri bence budur. 

 

Bu noktada şunu da unutmamak gerekir, özel mülkiyeti tanıyoruz ve kutsal görüyoruz.  

Devrimci Millîyetçilik: En önemli ilkelerden biri de budur. İdeolojimizin temeli, ilerici bir millîyetçiliktir. Devrimci ve ilerleyen bir millîyetçiliktir 

Türk ırkının sömürülmesine karşı çıkıyoruz.  

Kemalizm’de bir devrimci millîyetçiydi. Ve Türk ırkını kurtardı. 

O Yüzden Türk ırkını anti-emperyalist ve anti-kapitalizme karşı korur. 

Gerici değil, ilericidir. Kör mufazakarlık yapmaz Türk ırkının çıkarlarını savunur. 

Türk ırkı için en iyisini; kültürde, hukukta ve bilimde savunur. 

Bu ilkemiz: Millî Gelenekçilik ve İlericiliği içine alıp tamamlar. 

İlericilik: Her zaman bilim ve teknikte en iyisini yerine koymayı hedefliyoruz. İlkemiz gereği, modern dünyanın teknolojilerine uyum sağlamalı onları aynı şekilde kendimize ve kültürümüze entegre edip kullanmalıyız. 

Bilim ve teknikte geri olup, taklit etmemiz utanılacak bir şey değil aksine gelişim için ilk adımdır. 

Buna bilim ve teknikçilik diye bölmek istedim fakat böyle daha iyi olacağını düşündüm.  

Fakat bu isim direkt komünizm de bulunduğundan dolayı iftirâ atacaklara söylüyorum, komünizm bile fikir olarak kendisine ait değildir ki, kelime olarak benzeyecektir?  

Türk ilerlemesi, buraya kadar olan tüm ilkelerin en önemlisidir. Ne kadar ilerlersek, toplumculuğumuz ve millîyetçiliğimiz o derece önem arz eder. 

Millî gelenekçilik bu noktada araya filtre koyan tek şeydir. İlerleme de kendi kültürünü kaybeden milletleri göz önüne alırsak, bunun ne kadar önemli olduğunu göreceğiz. 

İlerleyen bir millet, sadece kendisine değil tüm insanlığa katkı sağlayacaktır. 

 

Millî Gelenekçilik: Yenilik demek, halkımızın töresini reddetmek değildir. Dilimizi, ırkımızı ve halkımızın kültürünü Muhafâza ederiz. 

Ne olursa olsun bizi biz yapan şey kültürümüzdür. 

Biz Arapçı, Avrupacı, AmerikacıRusçuÇinciMoğolcu değiliz. Biz Türkçüyüz. 

Kendi kültürünü muhafâza etmeyen, başka milletlerin kültürünü kendin kültürünü üstte gören milletler aşağılık milletlerdir. 

Elbette, eski ve ilkel kültürlerini yok edersiniz, modern kültüre adapte olursunuz. Başka bir kültürden bir kültür edinebilirsiniz fakat bu öz kültürünüzü terk etmeye sebebiyet verecek bir şey değildir.  

Militarizm: Fanatik militarizmden farklı bir ideolojidir. Askerin ülkede saygın, güçlü olmasını destekliyoruz.  

Fakat askerî diktatörlükleri desteklemiyor ve askerîn devlet yönetimine baskı yapmasını hoşnut bulmuyoruz. 

Her oluşumun kendi görevini yapması hâlinde askerî müdahalelerde gereksizdir. 

  

Medyamızda ve TBMM'de artan asker karşıtı propagandaya ve iftiralara son vereceğiz. Askerlerimizi koruyup onlara geniş haklar vereceğiz. 

Askerin en modern teknolojilere ulaşımını, araç ve gereçlerini sağlayacağız. Askerî en modern silâhlar ile donatacağız. 

Ordumuza, mecliste küfür eden ve onu “tecâvüz”, “katliâm” ile ithâm edenlere hadlerini bildireceğiz. 

Ordumuz, Türk ırkının tek koruyucusudur. 

Kurtarımcılık: Tüm Türkçe konuşan halkları birleştirmeyi hedefliyoruz. Bu noktada Turancılık ve Misak-î Millî'ye saygıyla bakmakla beraber,  

ilk olarak yanı başımızdaki soydaşlarımızı: Balkanlar'daki ve Doğumuzdaki Osmanlı bâkiyesi Türkleri ve Azerbaycan Türklerini katmayı düşünüyoruz. 

Hedefimiz Azerbaycan ile birleşmek. 

Diğer Türkleri kurtarma hedefi sadece askerî başarıyla değil, güçlü bir ekonomik başarıyla olmalıdır. Bu yüzden güçlü Türkiye demek, tüm soydaşlarını koruyan Türkiye demektir. 

Ekonomik Milliyetçilik: Bizim bu ilkeyi tanımlamamız, Türk devletinin ekonomik bağımsız politika sürdürmesi ve millî yatırım yapmasıdır. 

Kendi ekonomik bağımsızlığı için ise güçlü ekonomisi olması ve bu ekonomiyi ise kendi yerli kaynaklarıyla yapması lâzımdır. 

Türkiye yerel kaynakları bir yana yaratıcılığı ile farklı kaynaklar oluşturabilecek mühendise ve zekâya sahiptir. 

Ekonomik kalkınmamız ancak modern dünya teknolojilerine entegre olmamız ile olabilir. 

İlericilik ilkesi burada teknolojinin ve bilimin önemini vurgular. 

 

Ekonomi: Özel mülkiyet hakkını tanıyoruz. 

Serbest piyasa ekonomisini desteklediğimiz gibi devletinde sıkı denetimi üzerinde olmasını istiyoruz. 

Türk devletinin halkına toplumcu bir bakış açısı ile bakmasını sosyal bir devlet olmasını istiyoruz. 

Durmadan yükselen ve fahiş fiyatlara satılan ürünlerin denetimi ve de sırf serbest piyasa diye her haltı yiyeceğini düşünen esnaflara karşı savaş açıyoruz. Zehirlenmelere ve hijyene önem veriyoruz. 

Halkımızı sömüren kuruluşları, tefecileri, esnaflara karşı denetim ile ıslâh edip kurtaracağız. Ağır yaptırımlar uygulanacaktır. 

  

Ekonomik planımız ilk başta: Çiftçilik, hayvancılık, sanayiye önem vermek. 

Kendi yiyeceklerimizi üretmeli sonra kendi silâhımızı yapmalıyız. 

  

İlk 5 yıllık sonra uzun vadeli planlar yapılmalı, Türk devletinin geleceği ve atılacağı adımlar önceden belirlenmeli ve ona göre her adım atılmalıdır. 

Irkımızın sağlıklı beslenmesi ve ekonomik olarak güçlü olması; onu güçlendirecektir. 

Türklerin diğer milletler gibi rahat yaşamasını, en azından "bugün ne yiyeceğim, ay sonuna para yeter mi?" soruları sormamasını, çalışmaktan evine uğramayan insanların olmadığı bir toplum yaratmak istiyoruz. 

Bunu isterken ise verimliliği de göz önünde bulunduruyoruz. 

  

Enflasyonu dengede tutmak, insanları bizden gelecek yardımla değil, bizim ekonomik politikalarımız ile yaşatacağız. 

Vereceğimiz bir yardım kolisi ya da bin TL'lik çek ile değil, herkesin ulaşım sağlayabileceği yiyecekleri almasını sağlayarak yapacağız, böylece tüm toplum et yiyebilecek, istediği gibi gezecek, hayatını yaşayabilecek. 

Türk çocukları başka ülke hayali kurmayacak, istemese bile sırf ekonomik sıkıntıdan dolayı ülkesinden gitmek zorunda olan insanları bu ülkenin gururlu insanları yapacağız.  

Ekonomik Sömürge: Türkiye, bir ekonomik sömürgedir. Amerika'nın ve Çin'in bağımlısıdır. Elbette ülkeler birbirlerinden bir şeyler alır ve verir. Fakat ülkemiz ile Amerika ve Çin arasındaki ticaretimiz asla dengeli değil. 

Bunu dengelemek istiyor ve Türkiye'ye karşı yapılacak ekonomik ambargoları yaşanmamasını istiyoruz. 

Ayrıca; Komünizm, Kapitalizm, Liberalizm, Siyonizm, Ülkücülük, Siyasal İslâmcılık ve Atatürkçülüğe karşıyız. 

Neden ‘Atatürkçülük’ dediğinizi duyar gibiyim. Şöyle ifâde edeyim: Atatürkçülük sonradan uydurulmuş, Kemalizmin zıttı bir ideolojidir. İçinde Atatürk’ün olduğu ama tamamen Atatürk’den ayrık bir ideolojidir. 

Atatürkçüler o yüzden batıcı ve solcudurlar.  Atatürkçüler, Atatürk’ün yolunda değil, Avrupa’nın ve Komünizmin yolundalardır. Bu yüzden onlar sosyal demokrattır. Solcudur.  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yıldırım Beyazıd ve Emir Timurlenk Savaşı

YILDIRIM BEYAZID VE EMİR TİMUR LENK SAVAŞI Ankara Savaşı (28 Temmuz 1402) Cengiz Han'ın vârisi olma iddiası ile çıkan Emir Timur. Beyazı'dın egemen olmasını kabul etmiyor. Onu küçümsüyor. Timur'un tahtını ele geçirmek için isyan başlatan   ve Timur Hindistan seferinden gelince bizzat kendisi tarafından kovulan Diyarbakır Beyi İlhan Ahmet Celâyir, Osmanlı'ya sığınmıştı. Epey Timur ve Beyazıd'ın arası gergindi. Fakat Timur kendi ırkından, dininden olan Osmanlı’ya saldırmak istemiyordu.   Timur’a tabî olan Mutahharten’ın ailesini Bursa’ya esir olarak gönderen Beyazid ile Timur’un arası açılmıştı.   “ Timur, kendisini sadece dünya üzerinde ulaşabileceği yere kadar hırsını doyurmak için Allah tarafından gönderilen “Allah’ın kulu” olarak değil, Türk halkının da gerçek ve tek temsilcisi olarak görüyordu. Yörüklerin bol paçalı şalvarları içinde, başında yüksek keçe başlığı ile tam bir Türk gibi giyinirdi.. Sarayı’nda sadece Türkçe konuşulur ve Türkçe yazı yazılır...

Filistin’in iki yüzü: PKK ve ASALA

  Filistin’in iki yüzü: PKK ve ASALA Diyeceksiniz ki: “ Ama insanlar ölüyor, yazık değil mi! Ne acımasızsın! ” falan filan.. Hayır efendim, hayır! Elbette çocukların ölmesine üzülüyorum, bende bir insanım lâkin FKÖ’nün eğittiği PKK’nın kaç Türk çocuğunun canını aldığını ez mi geçiceğiz? Burada Suriye’nin PKK’ya verdiği desteği yazmayacağım çünkü zâten blogu’mda “ Sosyalist Bedevî: Esad ailesi, atalarının izinde ” diye bir yazı yazıp detaylıca anlatmıştım. Ayrıca FKÖ’nün kurucularından ve Filistin devlet başkanı Mahmut Abbas hakkında da burada bahsetmeyeceğiz. Çünkü daha önce bahsetmiştik, bakınız: “ Solcu bir Bedevî: Mahmud Abbas ” Gelgelelim, Filistin ve PKK ilişkilerine, şöyle anlatayım: PKK, Suriye-Filistin-Lübnan kampların’da eğitim görmüştü. PKK, Suriye Hükûmeti tarafından Bekaa Vadisi’ne yerleştirilmişti. Burada yetişmişler burada militanlaşmışlardı. Bizzat büyük Türkiye dostu (!) Yaser Arafat tarafından desteklenmişlerdi. (1) İsrail’e karşı operasyonlar da kullanılmışla...

Kürtler ve Medler

KÜRTLER VE MEDLER Kürt Tarihçilerin çoğu kendini Medlere dayandırır. Kürt dilinin gelişmesinde Medlerin rol oynadığını söylerler. (Minorsky - Kürtler, İslam Ansiklopedisi, VI. cilt, s. 1089-1114) Ve Medlerin torunlarıdır. (Amir Hassanpour - Kürdistanda Milliyetçilik ve Dil; s. 120.) » Kürtlerin tek kurduğu ulusal devlet olarak Medler İmparatorluğunu kabul ederler. (Wadie Jwaideh - Kürt Miliyetçiliğinin Tarihi , Kökenleri ve Gelişimi, s. 17.) » Ve bazı Kürt Tarihçilerde şöyle savunur: “bütün tarih boyunca Medleri Kürtlerden ayrı gösterecek bir hadise bulamazsınız.." (Zinnar Silopi - Doza Kurdistan; s. 9.) » Medler proto-Kürt’tür. (Philip Kreyenbroek & Christine Allison - Kürt Kimliği ve Kültürü, s. 25.) » “Dolaylı değil doğrudan Kürtlerin Medlerle bağlantıları vardır.” (Ali Hüseyin Kerim - Balkan Yarımadasında Kürtler, s. 49.) Medlerin İmparatorluğunu yıkan, Perslerdi. (William Aegleton - Mehabad Kürt Cumhuriyeti; s. 18.) Ve şunu söylemektedirler: Medler yıkıldık...