SULTAN GALİYEV: TÜRK DÜNYASININ FEDAİSİ

1. GALİYEVİZM VE “KIZIL TURAN”
Sultan Galiyev ne tek başına klasik bir komünist ne de sıradan bir romantik Türkçüydü; o, dünya siyaset literatürüne “Milli Komünizm” (Galiyevizm) akımını kazandıran özgün bir teorisyendir.
- Sınıfsal Turancılık: Klasik Türkçülük felsefi temelini ırk, soy ve kültür birliğine dayandırırken; Galiyevizm temelini “Ezilen ve Sömürülen Ulus” kavramı üzerine kurar. Galiyev’e göre Türk halklarının ezilme sebebi sadece Türk olmaları değil, Rus emperyalizmi tarafından sömürülmeleridir.
- Marx’ın “Avrupa Merkezciliği”ne Başkaldırı: Karl Marx’ın “Devrimi Parisli, Londra veya Berlinli işçi yapacak” tezini reddetmiştir. Batılı işçilerin de sömürge gelirlerinden pay alarak refah içinde yaşadığını, asıl devrimci dinamiğin ise iliğine kadar sömürülen Doğu halkları (Türkler, Araplar, Hintliler) olduğunu savunmuştur.
- “Proletarya Uluslar” Teorisi: Galiyev’e göre Türk dünyasında yerleşik bir burjuva veya işçi sınıfı ayrımı yoktur; sömürüldükleri için milletin tamamı “işçi/ezilen sınıf” (proletarya ulus) statüsündedir.
- Nihai Hedef: Sovyet çatısı altında parça parça devletçikler kurmak değil; Volga boyundan Orta Asya, Kafkasya ve Azerbaycan’ı içine alan devasa bir “Turan Federal Sosyalist Cumhuriyeti” inşa etmekti. Bu dev devlet güçlendiğinde Sovyetler’den tamamen koparak bağımsız bir Türk Devleti olacaktı. Bu vizyonu nedeniyle tarihe “Kızıl Turancı” olarak geçmiştir.
2. TÜRK DEVLETLERİNİN SINIRLARINI KORUMAK.
“Eğer Sultan Galiyev (Sosyalist teorisyen) olmasaydı şuan muhtemelen Türkistan’da bağımsız Türk Cumhuriyetleri olmayacaktı. Butün Türkler Sultan Galiyev’e çok şey borçludur.” -Dr. Yusuf Gedikli
Sultan Galiyev, 1917 Rus Devrimi’nden sonra Bolşeviklerin (Komünistlerin) içinde en üst düzeylere yükselmiş Müslüman Türk liderdi. Lenin ve Stalin ile doğrudan çalıştı. Onun varlığı ve fikirleri olmasaydı, bugünkü Türk Cumhuriyetleri’nin temelleri atılamayabilirdi. Çünkü:
- “Müslüman Ulusal Komünizmi” Fikri: Galiyev, Marksizmin sadece Avrupa işçi sınıfına göre dizayn edildiğini, sömürge altındaki Doğu ve Türk halklarının topyekün “ezilen ulus” olduğunu savundu.
- Özerk Cumhuriyetlerin Kurulması: Bolşevik yönetimini, Türk ve Müslüman halklara kendi topraklarında özerk yapılar vermeye zorladı. Bugün Tataristan, Başkurdistan ve Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerinin (Özbekistan, Kazakistan vb.) idari ve coğrafi sınırları, onun ve çağdaşı olan Turan fedailerinin baskılarıyla, Sovyet idari bölünmesi sırasında (Sulan Galiyev’in fikri altyapısıyla) şekillendi.
- Milliyet Bilincinin Korunması: Çarlık Rusyası döneminde “Sart”, “Kırgız” gibi genel ve bazen aşağılayıcı isimlerle anılan halkların, kendi ulusal kimlikleriyle Sovyet sisteminde yer bulmasını sağladı. Yani SSCB dağıldığında, bu halkların elinde hazır birer “Cumhuriyet” aygıtı (sınırlar, yerel yönetimler, bürokrasi) vardı. Bu altyapıyı büyük oranda Galiyev’in tezlerine borçlular.
“Özerk Cumhuriyet” Modelini Zorla Kabul Ettirmesi
Çarlık yıkıldığında Bolşeviklerin büyük kısmı (merkezdeki Rus komünistler), eski imparatorluk topraklarının merkeziyetçi bir şekilde tek bir Rus Sovyet Cumhuriyeti olarak kalmasını istiyordu. Galiyev ise buna şiddetle karşı çıktı.
- Türk halklarının kendi kaderini tayin etmesi gerektiğini, bunun yolunun da her ulusa kendi adıyla anılan Özerk Cumhuriyetler (SSCB çatısı altında) verilmesi olduğunu savundu.
- Rus bürokrasisine karşı verdiği bu mücadele sayesinde bugün bildiğimiz Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan gibi yapıların ilk hukuki prototipleri (Özerk Sovyet Cumhuriyetleri) kuruldu. 1991'de SSCB dağıldığında bu ülkeler, Galiyev’in döneminde sınırları çizilen ve yasal statü kazanan bu yapılar sayesinde doğrudan bağımsızlığa geçebildiler.
Bölgesel Kadrolaşma ve Yerli Elitlerin Korunması
Galiyev, Milliyetler Komiserliği bünyesindeki Müslüman Komiserliği’nin (Muskom) başındayken çok stratejik bir hamle yaptı: “Yerlileştirme” (Korenizatsiya) politikası.
- Azerbaycan, Kazakistan ve Türkistan genelinde yerel Türk aydınlarının, öğretmenlerin ve askerlerin yönetim kademelerine gelmesini sağladı.
- Bakü’de (Azerbaycan), Taşkent’te (Özbekistan), Almatı’da (Kazakistan) yerel dillerde okulların açılmasına, gazetelerin basılmasına öncülük etti.
- Bu sayede, gelecekte bu ülkeleri yönetecek, kendi dilini ve tarihini unutmamış eğitimli bir “yerli elit sınıf” yetişti. Azerbaycan’da Neriman Nerimanov, Kazakistan’da Turar Rıskulov gibi liderlerle ortak hareket ederek bölgesel uyanışı finanse ve organize etti.
Sömürgeler Enternasyonalı” ve Ortak Kimlik Bilinci
Galiyev, Azerbaycan’dan Orta Asya’ya kadar uzanan coğrafyadaki dağınık ve aşiretlere bölünmüş Türk halklarına ortak bir düşman tanımı yaptı: “Batı ve Rus sömürgeciliği.”
- Kazakları, Kırgızları, Türkmenleri ve Azerbaycan Türklerini “ezilen Doğu halkları” çatısı altında birleştirerek onlara modern bir milliyet bilinci aşıladı. Çarlık döneminde kendilerine sadece “Müslüman” ya da kabile adlarıyla hitap eden bu halklar, Galiyev’in ideolojik yayınları ve teşkilatları sayesinde “biz birer ulusuz ve devletleşmeliyiz” fikrini benimsediler.
3. GALİYEV: SÖZÜNÜ TUT LENİN!
1. Lenin’in Amacı Neydi? (Taktiksel Bir Yalan)
Lenin bu ilkeyi (Ulusların kendi kaderini tayin hakkı) ortaya atarken samimi bir “her ulus bağımsız devlet olsun” fikrinde değildi. Bu tamamen taktiksel bir hamleydi.
- Çarlık Rusyası yıkılırken, imparatorluk içindeki Türkler, Ukraynalılar ve Polonyalılar isyan ediyordu.
- Lenin, bu halkların desteğini alıp Çar destekçisi beyaz orduları yenmek için onlara mavi boncuk dağıttı: “Bize katılın, devrimden sonra isterseniz ayrılıp kendi devletinizi kurarsınız” dedi.
- Ancak Bolşevikler savaşı kazanıp gücü tamamen eline alınca, Lenin bu sözünü unuttu ve her yeri tekrar Moskova’ya bağlamak istedi.
2. Galiyev’in Hamlesi: “Sözünü Tut Lenin!”
İşte Sultan Galiyev tam bu dönemeçte sahneye çıktı. Lenin ve Stalin’in bu sözden çark etmeye çalıştığını görünce, Lenin’in kendi yazdığı teoriyi onların önüne koydu:
- “Sen ‘her ulusa kendi toprağı ve kaderini tayin hakkı’ dedin. O zaman Tataristan’a, Başkurdistan’a, Türkistan’a kendi cumhuriyetlerini ve sınırlarını vereceksin” diyerek Moskova’da amansız bir bürokratik savaş başlattı.
- Rus komünistler bu hakları vermek istemezken, Galiyev arkasındaki milyonlarca Müslüman-Türk Kızıl Ordu askerinin gücünü ve devrimdeki emeğini hatırlatarak Rusları köşeye sıkıştırdı.
3. Teorideki Özgün Fark (Lenin vs Galiyev)
Lenin ile Galiyev’in “ulus” tanımı da tamamen farklıydı:
- Lenin’e göre: Asıl olan “sınıf” bilincidir (işçi sınıfı). Uluslar geçicidir, komünizm gelince dünyada milletler ortadan kalkacaktır.
- Galiyev’e göre: Müslüman ve Türk dünyasında işçi sınıfı yoktu, çünkü buralar sömürgeydi. Galiyev, “Bizim bütün bir ulusumuz (zenginiyle, fakiriyle, köylüsüyle) ezilen ve sömürülen bir sınıftır” dedi. Dolayısıyla Türk halklarının kurtuluşunun komünizmle değil, önce kendi milli devletlerini kurmasıyla mümkün olacağını savundu.
Evet, patent kesinlikle Lenin’e aittir. Ancak Lenin bu ilkeyi geçici bir propaganda aracı olarak kullanıp çöpe atmak üzereyken; Sultan Galiyev, Rusların bu teorik sözünü hukuki ve askeri bir silaha dönüştürdü. O sözü Rusların boğazına dayayarak Türk halkları için Özerk Cumhuriyetleri kopardı.
Yani Lenin fikrin yazarıydı, Galiyev ise o fikri Rusların elinden söküp alarak Türk dünyasına devlet formunda hediye eden adam oldu.
4. DEVLETLERİ SÖMÜRGEDEN KURTARMA STRATEJİSİ: İÇERİDEN SIZMA
Galiyev, Çarlık Rusyası yıkılırken Türk halklarının örgütsüz, parasız ve ordusuz olduğunu gördü. Rus Kızıl Ordusu’na karşı doğrudan silahlı savaşa girmenin bir intihar (makro-stratejik bir hata) olduğunu bilerek, “Rusların silahıyla Rusları vurma” yani devlet aygıtını içeriden ele geçirme stratejisini uyguladı:
- Bürokratik Truva Atı: Lenin’in kurduğu hükümette Milliyetler Komiserliği İkinci Başkanı (Stalin’in doğrudan yardımcısı) olarak devletin en üst kademesine tırmandı ve bu gücü Türk dünyasının lehine kullandı.
- Cumhuriyet Statüleri Koparmak: Rus bürokrasisi Türk topraklarını sıradan birer Rus eyaleti yapmak isterken; Galiyev imza yetkisini kullanarak Tataristan ve Başkurdistan’ın kurulmasını sağladı. Bugün haritada gördüğümüz Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ın yasal/coğrafi sınırlarının ve “Cumhuriyet” statülerinin hukuki altyapısı bizzat Galiyev’in Moskova’daki bürokratik savaşlarıyla koparıldı.
5. ASKERİ GÜÇ HAMLESİ: MÜSLÜMAN KIZIL ORDU
Ordusu olmayan bir milletin bağımsız olamayacağını bilen Galiyev, Rusya İç Savaşı sırasındaki otorite boşluğundan faydalanarak askeri bir devrim yaptı:
- Moskova’daki kudretini kullanarak Merkezi Müslüman Askeri Kolordu’yu kurdu.
- Subay kadrosunun tamamı Türklerden oluşan, 250 binden fazla askerlik devasa bir düzenli Müslüman-Türk ordusu devşirdi.
- Bu orduyu Rusları korumak için değil, günü geldiğinde Rus askeri baskısına karşı Türk dünyasını savunacak gizli bir koz ve bağımsızlığın askeri gücü olarak elinde tuttu.
6. COĞRAFİ MÜCADELE HATLARI VE SOMUT ADIMLAR
A) Kazakistan ve Orta Asya (Türkistan) Hattı
Galiyev, Orta Asya’daki Türk varlığını korumak ve asimilasyonu engellemek için Turar Rıskulov aracılığıyla şu somut adımları attı:
- Korenizatsiya (Yerlileştirme): Kazakistan ve Türkistan’daki tüm yönetim kadrolarından, valiliklerden ve mahkemelerden Rus memurları tasfiye ettirerek yerlerine Kazak, Özbek ve Kırgız gençlerini yerleştirdi.
- Eğitim ve Ceditçilik Seferberliği: Çarlık döneminde bilerek cahil bırakılan Kazak ve Kırgız bozkırlarında yüzlerce Türkçe okul, lise ve akademi açtırarak okuma-yazma oranını patlattı. Bu okullarda milli tarih ve edebiyat dersleri okutulmasını sağladı.
- Kültürel Koruma Kalkanı: Rus komünistler camileri yıkıp din adamlarını kurşuna dizerken, Galiyev kendi bölgesinde bunu yasakladı. “Müslümanların dini, onların milli kimliğidir” diyerek şeriat mahkemelerinin ve dini okulların açık kalmasını sağladı; milletin inancını Rus asimilasyonuna karşı bir kalkan yaptı.
B) Azerbaycan Hattı (Harekatın Lojistik Kalbi ve Köprüsü)
Galiyev için Azerbaycan, Volga boyundaki Tatarlar ile Orta Asya’yı Anadolu Türklüğüne bağlayan ana kilit taşıydı.
- Petrol Yağmasına Karşı Direniş: 1920'de Kızıl Ordu Bakü’ye girdiğinde Ruslar petrol gelirlerine tamamen el koymak istedi. Galiyev, Azerbaycan lideri Neriman Nerimanov ile ortak ekonomik blok kurarak Bakü petrolünün gelirlerinin öncelikle Azerbaycan halkının eğitimine ve sanayileşmesine harcanmasını sağlayan kararnameler çıkardı.
- 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı: Fikir babası olduğu bu kurultayda, Rusların Türk halklarını bölmek için dayattığı Kiril alfabesi tuzağına karşı ortak Latin alfabesine geçiş kararını kabul ettirdi. Azerbaycan, Türk dünyasında Latin alfabesine geçen ilk cumhuriyet oldu.
- Aydınların Katliamdan Korunması: Azerbaycan Cumhuriyeti yıkılınca “karşı-devrimci” ilan edilen binlerce eğitimli Azerbaycan milliyetçisini (Müsavat Partisi üyelerini) “sisteme faydalı uzmanlar” olarak tescilleyerek Stalin’in gizli servisinin (Çeka) katliamlarından korudu ve devlet hafızasını kurtardı.
- Karabağ’ın Azerbaycan’da Kalması (1921): 4–5 Temmuz 1921'deki tarihi Kafkas Bürosu (Kavbyuro) toplantılarında, Ermenistan’ın yoğun baskısıyla Karabağ önce Ermenistan’a verilmek istendi. Ancak Neriman Nerimanov’un Bakü’den yükselttiği sert protesto ve istifa restine, Moskova’da Sultan Galiyev çok ciddi bir bürokratik destek verdi. Galiyev’in de ağırlığını koymasıyla karar revize edildi ve Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan sınırları içinde kalmasına karar verildi.
- Nahçıvan’ın Azerbaycan’a Bağlanması: Ermenistan Nahçıvan’ı da yutmak istiyordu. Galiyev, Türkiye ile yürütülen diplomatik süreçleri de (Moskova ve Kars Antlaşmaları) yakından takip ederek, Nahçıvan’ın Azerbaycan’a bağlı bir özerk cumhuriyet olarak kalması yönündeki tezi Moskova bürokrasisinde savundu ve onaylattı.
- Kaybedilen Zengezur: Maalesef Galiyev ve ekibinin gücü Zengezur bölgesini korumaya yetmedi. Stalin, Türkiye ile Türk dünyasının (Azerbaycan ve Orta Asya) kara bağlantısını koparmak amacıyla Zengezur koridorunu Ermenistan’a verdi. Ancak Galiyev ve Nerimanov olmasaydı, bugün Ermenistan sınırları içinde olan bu topraklara Karabağ ve Nahçıvan da eklenecekti.
Azerbaycan Komünist Partisi’ni “Türkleştirme” Mücadelesi
1920'de Azerbaycan’da Sovyet yönetimi kurulduğunda, Bakü’deki komünist partinin yönetimi büyük oranda Rus ve Ermeni kökenli Bolşeviklerin (Mikoyan, Kirov gibiler) elindeydi. Bu kadrolar yerli Azerbaycan Türklerini “gerici” görüyor ve yönetimden uzak tutuyordu.
- Galiyev, “Yerlileştirme” (Korenizatsiya) politikası kapsamında Bakü’ye müdahale etti. Azerbaycan Komünist Partisi’nin tabanının ve yönetiminin süratle Azerbaycan Türklerinden oluşması gerektiğini dayattı.
- Yerel basının (Türkçe gazeteler, dergiler) bütçelerini onaylattı. Bu sayede Azerbaycan bürokrasisi, ordusu ve akademisi çok kısa sürede kendi insan gücünü yetiştirmeyi başardı. Bugün Azerbaycan devlet hafızası ve bürokratik geleneği varsa, o yıllarda Rus/Ermeni hegemonyasına karşı Galiyev ve Nerimanov’un kazandığı bu kadro savaş sayesindedir
7. DÖNEMİN LİDERLERİYLE ÇETİN İLİŞKİLERİ
Enver Paşa: Moskova’da Başlayan, Bozkırda Biten Tehlikeli Oyun
- Karşılıklı Kullanma Stratejisi: Galiyev, Enver Paşa’nın Türk dünyasındaki muazzam karizmasının ve adının ağırlığının farkındaydı. Onu, sömürgeci Batı’ya (İngiltere’ye) karşı İslam dünyasını ayaklandıracak bir “figür” olarak Sovyet sistemine entegre etmek istedi. Enver Paşa ise Moskova’daki güce ulaşmak için Galiyev’in kanatları altındaki Müslüman örgütleri bir basamak olarak gördü.
- Galiyev’in Enver Paşa’ya Uyarısı: Galiyev, Enver Paşa’ya Rus komünistlerin (özellikle Stalin’in) asla güvenilmez olduğunu, onu sadece Mustafa Kemal’e karşı bir alternatif/tehdit olarak ellerinde tuttuklarını defalarca ihsas etti.
- Büyük Kırılma ve Basmacı İsyanı (1921): Enver Paşa, Sovyetlerin kendisini kullandığını ve Anadolu’ya geçmesine izin vermeyeceğini anlayınca saf değiştirdi. Türkistan’a (Buhara’ya) gitti ve orada Bolşeviklere karşı savaşan Basmacı Hareketi’nin (Korbaşılar) başına geçti.
- Galiyev’i Zor Durumda Bırakan Ölüm: Enver Paşa, 1922'de Tacikistan bozkırlarında Kızıl Ordu’ya karşı savaşırken şehit düştü. Enver Paşa’nın Ruslara silah çekmesi, Moskova’da Sultan Galiyev’in konumunu tamamen sarstı. Stalin, Galiyev’e dönerek, “İşte koruyup kolladığınız Türk milliyetçilerinin sonu, hepiniz gizli birer Enver’siniz” suçlamasını yöneltti. Enver Paşa’nın isyanı, Galiyev’in de “Turan ajanı” olarak fişlenmesini hızlandırdı.
Mehmed Emin Resulzade: Aynı Mürekkep, Ayrı Yollar
- Açık Söz Gazetesi Ortaklığı: Galiyev gençlik yıllarında (1915–1918) Bakü’ye geldiğinde, Azerbaycan’ın kurucu lideri Resulzade’nin sahibi olduğu ünlü Açık Söz gazetesinin yazar kadrosuna girdi. Resulzade’nin bu gazetede ilk kez çekinmeden “Türk” kelimesini kullanması ve seküler milliyetçi fikirleri, Galiyev’in ulus bilincini şekillendiren ilk ilham kaynağı oldu.
- Resulzade bir yazısında Galiyev’in durumunu şöyle özetler: “Sultan Galiyev, komünist formüllerle Türk dünyasını kurtarabileceğine inanan samimi bir idealistti. Ancak Moskova’nın (Rusların) sömürgeci doğasını göremedi. Rus komünizmi, onun Kızıl Turan hayallerini kendi emperyalist emelleri için kullandı ve işi bittiğinde onu yok etti.”
- Dahi Ama Saf Bir Devrimci: Resulzade, Galiyev’in zekasına, hitabetine ve Türk dünyası için çarpan kalbine her zaman saygı duydu. Ancak onun Bolşeviklere güvenerek büyük bir hata yaptığını düşünüyordu.
- Moskova’da Esaret Karşılaşması: 1920'de Azerbaycan yıkılıp Resulzade Moskova’ya zoraki getirilince, eski yazarı Galiyev ile aynı komiserlik çatısı altında çalıştı. Resulzade, Galiyev’in 1923'te Stalin tarafından tutuklanmasını dünyaya duyuran ve bunun Türk haklarına bir darbe olduğunu yazan ilk liderlerden oldu. Resulzade ona hep saygı duydu ama Ruslara güvenerek “Hazin bir siyasi illüzyon” yaşadığını belirtti.
- Düşüncesi: Galiyev’in yargılandığı gizli mahkeme tutanakları ve ajan raporları incelendiğinde, Galiyev’in Resulzade’nin “Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve Türk kimliği” konusundaki tavizsiz duruşuna içten içe büyük bir gıptayla baktığı görülür. Galiyev, Resulzade’nin fikirlerinin Azerbaycan halkının ruhuna işlediğini ve bunu komünist propogandasıyla söküp atmanın imkansız olduğunu Moskova’daki liderlere açıkça söylemiştir.
Turar Rıskulov ve Neriman Nerimanov: Sömürge Karşıtı Cephe
- Kader Ortaklığı: Biri Orta Asya’nın, diğeri Kafkasya’nın lideri olan bu iki isim, Galiyev’in “Milli Komünizm” ekolünün en büyük hamileri ve stratejik ortaklarıydı. Moskova’da Galiyev’in ofisinde bir araya gelerek Rus şovenizmine karşı ortak savunma hatları kurdular.
- Trajik Son: Stalin bu tehlikeli ortaklığı kanlı bir şekilde dağıttı. Nerimanov 1925'te Moskova’da şüpheli bir şekilde aniden öldü (zehirlendiği iddia edilir). Rıskulov ise 1938'de Stalin’in Büyük Temizlik döneminde tutuklandı ve iddianamesinde “Galiyev ve Nerimanov ile birlikte gizli Turancı örgüt kurmak” suçlamasıyla kurşuna dizildi.
Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura: Zihinsel Mektuplaşma
- Doğrudan Yazışma Neden Yoktu?: Sovyet gizli servisinin (Çeka) sıkı takibi yüzünden Türkiye’deki milliyetçilerle doğrudan yapılacak bir mektuplaşma Galiyev için anında idam fermanı demekti.
- Fikri Akrabalık: Yusuf Akçura ile Galiyev aynı toprağın (Kazan) çocuklarıydı; Akçura kurtuluşu Türkiye’de “Kültürel Türkçülükte” ararken, Galiyev Rusya’da kalıp “Kızıl Turancılık” yapmayı seçti. Ziya Gökalp’in “Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan” vizyonu, Galiyev’in kurmak istediği “Turan Sosyalist Devleti” haritasıyla birebir örtüşüyordu. Doğrudan mektupları yoktu ama Bakü üzerinden akan muazzam bir zihinsel fikir alışverişi mevcuttu.
Zeki Velidi Togan ile İlişkisi: “İçeriden mi Dışarıdan mı?” Tartışması
Dünyaca ünlü Başkurt tarihçi ve devlet adamı Zeki Velidi Togan ile Galiyev’in ilişkisi, tarihin en dramatik fikir çatışmalarından biridir.
- Önce Ortaklık: 1919–1920 yıllarında Togan, Başkurdistanı korumak için çaresizce Bolşeviklerle anlaştığında Moskova’da Galiyev ile çok yakın çalıştı. İkisi de Türklerin haklarını arıyordu.
- O Meşhur Gece Geçecek Tartışma: Togan anılarında (Hatıralar) Galiyev ile Moskova’da sabahlara kadar yaptıkları tartışmaları anlatır. Togan, “Ruslara ve komünizme güvenilmez, bunlar bizi aldatıyor, silahlı mücadeleye (Basmacı Hareketi’ne) katılmalıyız” diyordu. Galiyev ise “Sistem dışına çıkarsak Ruslar bizi tamamen ezer. Sistem içinde (Bolşevik Partisi’nde) kalıp güçlenmeli, Kızıl Ordu’yu Türk askerlerle doldurup zamanı gelince içeriden darbe yapmalıyız” diyordu.
- Yolların Ayrılması: Togan haklı olduğunu düşünüp Orta Asya bozkırlarına kaçtı ve Enver Paşa ile birlikte Ruslara karşı silahlı direnişe katıldı. Galiyev ise Moskova’da kaldı. Sonuçta ikisi de haklı çıktı: Togan’ın dediği gibi Ruslar Galiyev’i katsetti; Galiyev’in dediği gibi Togan’ın silahlı direnişi Kızıl Ordu tarafından ezildi (Togan da Türkiye’ye kaçıp İstanbul Üniversitesi’nde profesör oldu).
Mustafa Suphi ile İlişkisi: TKP’nin Kuruluşu ve Ankara Hattı
Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) kurucusu Mustafa Suphi ile Galiyev’in ilişkisi, Türkiye-Rusya hattındaki en sıcak yoldaşlıktır.
- Müslüman Komiserliğinde Beraberlerdi: Mustafa Suphi, I. Dünya Savaşı’nda Rusya’da esir düşmüş bir Osmanlı aydınıydı. Rus Devrimi olunca Galiyev’in cazibesine kapıldı. Galiyev, Mustafa Suphi’yi Moskova’daki Müslüman Komiserliği’nde (Muskom) kendine yardımcı yaptı ve Yeni Dünya gazetesini beraber çıkardılar.
- TKP’yi Kurduran Akıl: Galiyev, Anadolu’da komünist bir hareket başlatarak Ankara hükümetini (Atatürk’ü) içeriden desteklemek ya da Sovyet çizgisine çekmek istiyordu. Bu görev için Mustafa Suphi’yi seçti. Suphi, Galiyev’in koruması ve lojistik desteğiyle 1920'de Bakü’de TKP’yi kurdu.
- Karadeniz Trajedisi: Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı 1921'de Türkiye’ye gelirken Karadeniz’de karanlık bir suikastla öldürüldüğünde, Moskova’da bu duruma en çok üzülen ve öfkelenenlerden
Sadri Maksudi Arsal ile İlişkisi: Kazan’daki Büyük Ayrışma
Sadri Maksudi, Tatar Türklerinin yetiştirdiği en büyük hukukçu ve siyasetçilerden biridir. Galiyev ile ilişkisi tam bir parlamento ve ideoloji savaşıdır.
- Devrim Öncesi Rekabet: 1917 Rus Devrimi sürecinde Kazan’da (Tataristan) iki zıt kutup oluştular. Sadri Maksudi, komünizme tamamen karşı olan liberal-demokrat bir çizgideydi ve İç Rusya ve Sibirya Müslüman-Türkleri Milli Kurultayı Başkanı olarak “Ulus-Devlet” (İdil-Ural Devleti) kurmaya çalışıyordu. Galiyev ise Bolşeviklerin safındaydı.
- Galiyev’in Hamlesi: Galiyev, Sadri Maksudi’nin kurduğu bu milliyetçi hükümeti “burjuva hükümeti” olarak gördü ve Bolşevik askerlerle birlikte bu yapıyı dağıttı. Sadri Maksudi canını kurtarmak için önce Finlandiya’ya, sonra Fransa’ya kaçtı (ileride Atatürk’ün davetiyle Türkiye’ye gelip Türk Hukuk Kurumu’nu kuracaktır).
- İroni: Galiyev, Sadri Maksudi’nin milliyetçi yapısını komünizm adına yıktı ama birkaç yıl sonra kendisi de aynı suçlamayla (“Milliyetçilik ve Turancılık”) Stalin tarafından hain ilan edildi.
8. ANKARA HATTI: TÜRKİYE’NİN KURTULUŞ SAVAŞI’NA YARDIMLARI
Sultan Galiyev, Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı Kurtuluş Savaşı’nı kendi davası (Doğu halklarının ilk fiziki başkaldırısı) olarak gördü ve Ankara hükümetinin düşmemesi için Moskova’da hayati hamleler yaptı:
- Altın, Silah ve Petrol Sevkiyatı: Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliği’nden Ankara’ya gönderilen tonlarca altın, silah, mühimmat ve uçaklar için hayati olan Bakü petrolünün Moskova’daki onay merci ve lojistik planlayıcısı bizzat Galiyev’di. Stalin ve Rus bürokrasisi bu yardımları durdurmak isterken, Galiyev “Türkiye düşerse İngilizler Kafkasya’dan Rusya’yı vurur” argümanıyla Rusları ikna etti ve yardımları Ankara’ya akıttı.
- Mustafa Suphi Görevi: Mustafa Suphi’yi bizzat eğiterek, Ankara hükümetine destek olması ve Anadolu’da sömürge karşıtı sol bir cephe açması için Türkiye’ye gönderen akıl Galiyev’di.
9. ATATÜRK VE GALİYEV’İN KARŞILIKLI DÜŞÜNCELERİ
1. Sultan Galiyev’in Atatürk Hakkındaki Düşünceleri: “Doğu’nun Kurtuluş Meşalesi”
Galiyev için Mustafa Kemal Atatürk, sadece Türkiye’nin değil, tüm Doğu ve İslam dünyasının makus talihini yenecek olan başat liderdi. Galiyev, Marksist teoriyi eğip bükerek yazdığı makalelerinde Atatürk’ü ve Anadolu hareketini adeta kutsamıştı:
- Emperyalizmin Kalbine Vurulan Balyoz: Galiyev, Batılı sömürgecilerin yenilmez olmadığını dünyaya ilk kanıtlayan kişinin Mustafa Kemal olduğunu yazdı. Ona göre Ankara’da verilen mücadele, onun teorisindeki “Ezilen Doğu Halklarının Büyük Ayaklanması”nın ilk somut, fiziki örneğiydi.
- “Kemalizm” Analizi: Galiyev, Anadolu hareketini sıradan bir burjuva ihtilali olarak görmüyordu. Kemalizm’i, sömürge altındaki tüm mazlum milletlere (Hindistan, Mısır, İran, Türkistan) örnek olacak özgün bir “ulusal kurtuluş ideolojisi” olarak tanımladı.
- Sovyet Yardımları İçin Tehdit: Moskova’da Lenin ve Stalin, Ankara’ya yardım etme konusunda zaman zaman şüpheye düştüğünde, Galiyev onlara şu mealde sert çıkışlar yapıyordu: “Eğer Mustafa Kemal’i desteklemez ve Anadolu’nun düşmesine izin verirseniz, Batı emperyalizmi yarın Moskova’nın kapısına dayanır. Mustafa Kemal, bizim Doğu’daki en büyük kalemizdir.”
2. Atatürk’ün Galiyev Hakkındaki Düşünceleri: “Farkında Olunan Gizli Güç”
Atatürk’ün Sultan Galiyev hakkında resmi nutuklarında veya devlet belgelerinde doğrudan övgü ya da yergi dolu ifadelerine rastlayamayız. Bunun sebebi, daha önce de bahsettiğimiz gibi Stalin’in “Galiyev = Türkiye ajanı” tuzağına düşmemek istemesidir. Ancak Atatürk’ün çalışma odasından ve devlet stratejisinden, Galiyev hakkında ne düşündüğünü çok net okuyabiliyoruz:
- Teorik Takip (Çalışma Odasındaki Kitaplar): Atatürk, muazzam bir okuyucuydu. Çankaya Köşkü’ndeki kütüphanesinde, o dönem Sovyetler Birliği’nden gelen, Bakü Kurultayı raporları, Müslüman Komiserliği’nin yayınları ve Galiyev’in “Doğu halkları” üzerine yazdığı tezlerin Fransızca ve Türkçe tercümeleri bulunuyordu. Atatürk bu metinlerin üzerini satır satır çizerek okumuştu. Galiyev’in “Milli Komünizm” ve “Turan Federasyonu” fikirlerinin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu.
- “Sistem İçi Sızma” Stratejisine Saygı: Atatürk, Zeki Velidi Togan gibi isimlerin “hemen silahlı isyan başlatalım” fikrini romantik bulurken; Galiyev’in “Kızıl Ordu içinde Türk subaylar yetiştirelim, Sovyet sistemini içeriden ele geçirelim” şeklindeki makro-stratejisini askeri bir deha olarak son derece mantıklı ve zekice buluyordu.
- Fikirlerin Akrabalığı: Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurduktan sonra hayata geçirdiği “Dil ve Tarih” devrimleri (Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu), aslında Galiyev’in Sovyetler içinde Tatar, Kazak ve Özbek gençleri için yapmaya çalıştığı “Ulusal Kimlik Koruma” hamleleriyle tamamen aynı felsefi kökten besleniyordu. Atatürk, Galiyev’in Rusya içinde yapamadığı o büyük kültür uyanışını, özgür Türkiye topraklarında gerçekleştirdi.
10. DİĞER TÜRK DEVLETLERİ
Kazakistan’a Katkıları (Alaş Orda ve Sınırların Korunması)
Kazakistan, Çarlık döneminde en çok Rus göçmen akınına uğrayan ve toprakları “Kırgız Bozkırı” adı altında sömürgeleştirilen bir yerdi.
- Alaş Orda Aydınlarına Kalkan Oldu: Kazakistan’ın bağımsızlığını isteyen milliyetçi Alaş Orda hareketinin liderlerini (Ahmet Baytursun Meşrebi, Alihan Bökeyhanov gibi isimleri) Bolşevik katliamlarından korudu. Onları Sovyet sistemine entegre ederek Kazakistan’ın kurucu kadroları yaptı.
- Kazak Kimliğinin ve Sınırlarının Tanınması: Bölgenin “Kırgız” değil, özbeöz Kazak olduğunu Moskova’ya kabul ettirdi. Turar Rıskulov ile birlikte, bugün Kazakistan’ın sahip olduğu devasa toprakların ilk “Özerk Cumhuriyet” sınırları olarak çizilmesini sağladı. Eğer Galiyev’in “Bölgesel Cumhuriyetler” tezi olmasaydı, Kazakistan toprakları doğrudan Sibirya ve Rusya Federasyonu’na bağlanıp eritilecekti.
Özbekistan’a Katkıları (Türkistan ve Ceditçilik Köprüsü)
Özbekistan, tarihi olarak Türkistan’ın kalbi, Buhara ve Hive hanlıklarının merkeziydi. Ruslar buraları tamamen parçalamak istiyordu.
- Ceditçi Aydınların Himaye Edilmesi: İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” fikrini savunan Özbek Ceditçilerini (modernist aydınlarını) komünist sistemin içinde koruma altına aldı. Feyzullah Hocalı gibi Özbek liderlerin arkasındaki en büyük Moskova desteği oldu.
- Pamuk Sömürgesine Karşı Direniş: Rusya’nın Özbekistan’ı sadece bir “pamuk tarlası” olarak sömürmesine karşı çıktı. Bölgede ağır sanayinin kurulması ve Özbek halkının kendi fabrikalarını işletmesi gerektiğini savundu.
- Kültürel Mirasın Korunması: Buhara ve Semerkand gibi tarihi Türk-İslam merkezlerinin kültürel ve mimari kimliğinin korunması, buralardaki kütüphanelerin Ruslar tarafından yağmalanmasının engellenmesi için kararnameler çıkardı.
Kırgızistan ve Türkmenistan’a Katkıları (Aşiretten Ulusa Geçiş)
Kırgızlar ve Türkmenler, 1920'lerin başında hala yoğun olarak göçebe ve aşiret yapısına sahiptiler. Modern bir devlet mekanizmaları yoktu.
- “Kabile” Kimliğinden “Devlet” Kimliğine: Galiyev, bu halkların Çarlık Rusyası tarafından “vahşi/göçebe” olarak aşağılanmasına karşı çıktı. Onların dil, edebiyat ve tarih çalışmalarını fonlayarak (Muskom bütçesinden) modern birer ulus bilinci kazanmalarını sağladı.
- Eğitim ve Kadro Seferberliği: Kırgızistan ve Türkmenistan bozkırlarında ilk modern okulların açılmasını, yerel dillerde alfabe çalışmalarının yapılmasını sağladı. Buralardan seçtiği gençleri Moskova ve Bakü’deki askeri/siyasi okullarda okutarak, ileride bu iki ülkeyi kuracak ve yönetecek yerli bürokratik kadroları sıfırdan yetiştirdi.
- Hukuki Zemin: 1924'te yapılan sınır düzenlemelerinde (Kara-Kırgız Özerk Oblastı ve Türkmenistan SSC), Galiyev’in daha önce teorize ettiği “her ulusa kendi toprağı” ilkesi (Stalin tarafından bölünme amacıyla kullanılsa da) bu iki halka tarihlerindeki ilk resmi uluslararası sınırları verdi.
11. ADI NEDEN BİLİNMİYOR?
Neden Adı Anılmıyor? (Bilinçli Hafıza Silme)
- Sovyet Karartması: Stalin onu öldürdükten sonra tüm eserlerini ve fotoğraflarını arşivlere kilitledi. 70 yıl boyunca adını anmak vatan hainliği sayıldı.
- Türkiye’deki İdeolojik Kamplaşma: Soğuk Savaş yıllarında Türkiye’de Sağ/Milliyetçi kesim adındaki “Komünist” unvanına takılıp onu dışladı; Sol/Sosyalist kesim ise Moskova (Stalin) çizgisine bağlı olduğu için onu “milliyetçi sapma” sayıp reddetti. Galiyev iki mahalleye de sığamadı.
- Batı Dünyasının Sansürü: Galiyev’in anti-emperyalist “Üçüncü Dünyacılık” teorisi, sömürgeci Batı bloku (ABD ve Avrupa) için klasik Marksizmden çok daha tehlikeli bir uyanışı temsil ettiğinden Batı akademisi tarafından da örtbas edildi. Onun hakkındaki gizli belgeler ancak 1991'de KGB arşivleri açılınca dünyaya yayılabildi.
12. TÜRKÇÜ MÜYDÜ? SOSYALİST MİYDİ?
1. Türkçü müydü? (Evet, ama “Sınıfsal ve Coğrafi” bir Türkçüydü)
Galiyev, romantik ya da kafatası ölçen bir ırkçı değildi. Onun Türkçülüğü, tamamen tarihi bir zorunluluk ve varoluş mücadelesiydi.
- Parçalanmaya Karşı Turan: Stalin ve Rus bürokrasisi, Türk halklarını kontrol altında tutmak için onları “Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Azeri” diye uydurma alt kimliklerle bölmeye çalışıyordu. Galiyev buna şiddetle karşı çıktı. “Biz tek bir milletiz” diyerek tüm bu halkları kapsayan devasa bir Turan Devleti planladı.
- Kültürel Koruma: Türk dillerinin Rusça karşısında erimesini engellemek için ortak Latin alfabesi için savaştı, Türkçe okullar açtı, milli tarih derslerini müfredata koydurdu.
- İslam’ı Türklüğün Kalkanı Yapması: Kendisi inançsız bir Marksist olmasına rağmen, Türklerin dini olan İslam’a Rusların saldırmasını engelledi. Çünkü Rusya’da İslam’ın yok edilmesinin, Türk kimliğinin ve kültürünün yok edilmesi anlamına geldiğini biliyordu.
Türkçülük Kararı: Hedefi, haritası, dili koruma çabası ve rüyası tamamen Turancı/Türkçü idi. Stalin de zaten onu tam olarak bu suçlamayla (Sultan Galiyev davası tutanaklarında “Turan Ajanlığı” olarak geçer) idama gönderdi.
2. Sosyalist miydi? (Evet, ama “Sömürge Karşıtı ve Doğulu” bir Sosyalistti)
Galiyev, Lenin’in partisine öylesine, çıkar için girmemişti. O, sosyalizmin ve Marksizmin teorisine yön verecek kadar derin bir sosyalist entelektüeldi. Ancak Moskova’daki Rus komünistleri gibi düşünmüyordu:
- Milli Komünizm: Marx ve Lenin, devrimi zengin Avrupa’nın (İngiltere, Almanya) işçilerinin yapacağını söylüyordu. Galiyev ise buna güldü. “Avrupa işçisi, kendi burjuvazisinin sömürgelerden getirdiği paradan pay alıyor, onlar da sömürgecidir” dedi.
- Ezilen Uluslar Sosyalizmi: Galiyev’e göre asıl devrimci dinamik, fabrikadaki işçi değil, topyekun sömürülen Doğu dünyası ve Türk halklarıydı. Türk dünyasında zengin bir sınıf (burjuvazi) olmadığı için, Türk milletinin tamamı zaten işçi/ezilen (proletarya) sınıfıydı. Dolayısıyla Türkçülük yapmak, otomatik olarak sosyalizm yapmak demekti.
- Ekonomik Model: Kurmak istediği Turan devletinde fabrikaların, toprakların ve yeraltı zenginliklerinin (Bakü petrolü gibi) şahıslara veya Ruslara değil, tamamen Türk halkının ortak mülkiyetine (kamuya) ait olmasını savunuyordu. Yani sistemi tam anlamıyla sosyalist idi.
Büyük Sentez: O Bir “Kızıl Turancı” İdi
Sultan Galiyev’in fikrini tek bir cümleyle özetlemek gerekirse: O, Türk dünyasının kurtuluş haritasını Türkçülükle (Turancılıkla) çizmiş; bu devletin içindeki ekonomik ve toplumsal düzeni ise Sosyalizmle kurmak istemiştir.
Ona göre Sosyalizm bir araç, Türk dünyasının tam bağımsızlığı ve birliği (Turancılık) ise nihai amaçtı.
***
İşte bu yüzden hem Türkiye’deki Soğuk Savaş milliyetçileri “bu adam komünist” diye onu anlayamadı hem de Moskova’daki komünistler “bu adam azılı bir Türk milliyetçisi” diyerek onu kurşuna dizdi.
O, iki ideolojiyi birbirine düşman etmek yerine, sömürge altındaki milletini kurtarmak için bir araya getiren tek ideologdur.
Bu gün hala daha Türkiye komünistleri ile Türkçü p*çler ona küfür etmektedirler.
Türkçülerin genel kanısı Galiyevin işe yaramaz ve komünist pisliği olduğudur ama onların fikirlerinin önemi yoktur. Onlar boş konuşan diktatör hayranı aptal varlıklardır.
Atsız’ın hocası Zeki Velidi Togan gibi adamlardan tutun Türk devletleri başkanları Atatürk, Resulzade vs.. Türkçülük ideolojisinin programcısı Akçura ve Gökalp bile hayranken onların konuşması abesttir.
Galiyev olmasa Türk devletleri, Rus illeri haline gelecek asla bağımsızlıklarını kazanamayacak tamamen Ruslaşacaklardı.
Kendileri hayatları boyunca Türklük için adımlarını atmamış insanlar Galiyevi eleştiriyor bunu da Atsız prespektifinden yaptıklarını söylüyorlar. Atsız Galiyev’i tanıyor mu bilmiyorum ama tanısaydı ideolojisinden daha çok Türklüğü kurtardığı için onu romanlarında över göklere çıkarırdı.
Ve tanımaması imkansız çünkü en büyük akıl hocaları Togan, Akçura ve Köprülü bizzat Galiyev ile görüşmüş kişilerdi.
Ayrıca Atsız, Türkiye tarihi içerisinde Türkçülüğü nasıl ünlendirip gençlere empoze etmesi önemli ise de Atsız’ın Galiyev hakkındaki olumlu/olumsuz görüşleri Galiyev’in Türk ırkı için yaptıklarını gölgeleyemez hatta hiçkimse.
Türk devletleri sınırları ve Türkiye varsa buna katkıda bulunan Galiyev.
Ama ne hikmetse Türkiye’deki Türkçüler Ruslara hizmet edip Galiyeve sövmektedirler.
Aynı şekilde diğer pi Komünistler de Rus yardakçılığı yapıyorlar. Onların ne olduğu belli. Onlara diyecek bir şey yok.
Türkçülüğü mezheplere ayırmak yerine birleştirici olmalıyız!
Editör: Gemini AI.
Yazar: Burak Behlül.
Yorumlar
Yorum Gönder