Türk solunun en sinir olduğum noktası, Türk tarihini reddetmesi. Bu Cumhuriyetten başlayıp, neredeyse tüm Türk tarihini kapsar şekildedir. Osmanlıyı yok saymaları da bundan dolayıdır.
Osmanlı’yı yok sayan bu modernist solcular, Sovyetleri ilah etmiş durumdalar. Kendi partilerinin tarihini bile reddediyorlar. Bu tarihi reddetmelerindeki tek sebep öz nefret.
Türk tarihini yok sayan solcuların en sevdiği tarihi de Rus ve Çin ve de Fransız tarihileridir. Çünkü Türkiye’nin solcu Sosyal Demokratları kendilerini her zaman Avrupalı görmüş ve onları efendileri olarak nitelemiştir.
Kendilerini beyaz avrupalılarla bir gören bu solcular. Yeri geldiğinde Komünist propagandası yapıyorlar. Stalin/Lenin falan diyorlar. Stalin bunları görse Hitler’e teslim ederdi.
Stalin çünkü Sosyal Demokratları, Faşist olarak görürdü. Onları sevmezdi ve onları fişlerdi. Alman Sosyal Demokratlarının başına ne geldi biliyor musunuz? Stalin onları, Hitler’e bizzat teslim etti.
Fakat hiçbir ülkenin solcusu, Türkiye solcusu kadar vatansız değil. Türkiye solcusu, efendileri Sovyetler Birliği’nin Dersim politikalarını hoş görürken kendileri görmüyorlar.
Mesela, Dersim Olayı ve gerici Kürt isyanlarında Sovyetler her zaman Türkiye’nin tarafında olmuştur ve o isyanları ‘gerici’ olarak nitelemiştir. Bakınız: Mehmet Perinçek, Kürt İsyanları kitabı bu noktada iyi bir malumat içerir. Zaten kitap’da ki çoğu anlatım Sovyet belgelerine dayanıyor.
Şu eleştiriyi de yapmadan geçemeyeceğim, Sol cenah Kemalizmi feodalist yapı konusunda eleştiriyor fakat Kemalist hükümet bu feodal yapıyı bastırdığı içinde ‘Katliamcı kemalist hükümet!’ diyorlar.
Gelgelelim Solcularının peygamberlerine.

Sovyetler Birliği’nin ikinci adamı: J. Stalin
Stalin, bir katliamcı ve soykırımcı olan Korkunç İvan’a hayrandı. Bir korkunç ivan filmi çektirip, filmde ivan’ın merhametini görünce kızıp: “İvan’ın tek hatası yeterince boyar öldürmemekti, fazla dindardı!” demiştir. Ve şöyle devam etmiştir: “Korkunç İvan çok büyük ve bilge bir hükümdardı… Beş boyar ailesini öldürdüyse, arkasında iz bırakmamak için tüm sülalelerini yok etmeliydi. İvan bazen pişmanlık duyuyor ve dua ediyordu. Tanrı ona burada engel oluyordu..”
Çarlık Rusya’sı hayranlığı böyle sınırlı değildi. Büyük Petro’ya da hayrandı onu Batı karşısında sanayileşme konusunda övmüş fakat diğer miletlere Rus kapılarını açmakla suçlamıştır.
Stalin’e ün veren 2. Dünya Savaşı’nda mesela, halka gaz vermek için eski Rus komutanların adlarını “Büyük atalarımız Alexander Nevsky, Dmitry Donskoy, Kuzma Minin, Alexander Suvorov ve Mikhail Kutuzov’un sancakları bu savaşta sizlere ilham versin” diye haykırmıştır. (7 Kasım 1941, Kızıl Meydan)
Solcular’ın Peygamberi: Mao Zedong
Neden böyle bir başlık attım diye soracak olursanız eğer Türkiye’deki birçok solcu Mao terminolojisi üstünden saldırıyor.
Mao bir Çin tarihi hayranıydı. Özellikle Çin’i birleştiren Çin şi Huang’ı çoğu konuşmasında anmıştır. Tarihte kitapları yakan ve diktatörlükle anılan bir lideri överdi.
Hatta 1958'de parti toplantısında kendisini eleştirenlere karşı şöyle demişti: “Bizi Qin Shi Huang olmakla eleştiriyorlar. Yanılıyorlar, biz onun 100 katı ilerisindeyiz. O 460 bilgini gömdü, biz ise 46 bin entelektüeli bastırdık!”
Mao için Çin tarihi önemliydi. Köylü ayaklanmalarını zorbaca bastıran liderleri bile överdi. Çünkü onun için Çin tarihi, inandığı ideolojisinden daha önemliydi.
Qin dışı Cao Cao’ya da hayrandı. Bu otoriter ve baskıcıları öven Mao, Konfüçyüsçü bakış açısına karşıydı. Çünkü kendini özleştirdiği Qin ve Cao gibi kişiler Konfüçyüsçü geleneğe karşı ve bu hareketi bastırmak için Konfüçyüsçü kitapları yakmışlardı.
Tüm Çin klasiklerini ezbere bilen biriydi.
Ayrıca bunla da sınırlı değildi. Çin’i yöneten ailenin Çinli olması gerektiğini düşünüyordu. Ve eski Qing hanedanlığını Çinli değil Mançur olduğu için eleştiriyor ve Çin komünist partisi içerisinde bile Qing hanedanlığı sırf başka kökenden olduğundan dolayı “Çinlileri emen hanedanlık” diye damgalanıyordu. Onlar için Çinli olmayan hanedanlık feodal elit bir çizgideydi. Görüş ayrılığı olup birbiriyle savaşan Çin milliyetçileri de aynı duygu içerisindeydiler.
Son Qing hanedanlığı kralı Puvi’yi Komünist ıslah kampına yollamış ve orada Puvi’yi Çinlileştirmeye çalışmıştır.
Diğer Solcular
Kuzey Kore: Kim II-Sung ve Kim Jong-II, Kore’nin mitolojik kralı Dangun’u saygıyla anıyorlar. Hatta bu efsanevi liderinin mezarını bile bulduğunu iddia ettiler. Çünkü Kore için önemli bir efsanevi liderdi.
O liderin tarihten itibaren ki dönemi en üstün Medeniyet olarak görüyorlardı. Ve kendi Komünist yapılarını, milliyetçilik anlayışlarıyla birleştirdiler.
Vietnam: Ho Chi Min, M.S. 40'ta Çin’e isyan eden Trang Kardeşler veya Moğol istilasını püskürten Amiral Tran Hung Dao’ya büyük hayranlık besliyordu. Hatta, Vietnam gerilalarına bu komutanların taktiklerini okutmuştur.
Yugoslavya: Josip Broz Tito, 16. yüzyıldaki Hırvat-Sloven köylü isyanının lideri Matija Gubec gibi figürleri komünizmin öncüsü kahramanlar olarak anıyor ve heykellerini dikiyordu.
Kamboçya: Pol Pot, 1975'te iktidara geldiğinde takvimi sıfırladı (“Yıl Sıfır”) ve tüm geçmiş Kamboçya kültürünü yok etmeye çalıştı. Ancak tek bir istisnası vardı: Orta Çağ’daki devasa Angkor Wat İmparatorluğu. Pol Pot, “Atalarımız Angkor Wat gibi bir dünya harikasını inşa ettiyse, biz de dünyanın en büyük tarım komününü kurabiliriz” diyerek bu antik imparatorluğun mimari gücüne saplantılı bir hayranlık duyuyordu.
Arnavutluk: Enver Hoca, Arnavutluk’un Stalinist lideri Enver Hoca, dini ve eski feodal yapıyı yasaklasa da Arnavutluk’un milli kahramanı olan ve Osmanlı’ya karşı savaşan 15. yüzyıl derebeyi İskender Bey’i (Skanderbeg) rejimin ana simgesi haline getirdi.
İskender Bey’in Osmanlı’ya karşı tek başına direnmesini, kendisinin Soğuk Savaş döneminde hem ABD’ye hem SSCB’ye hem de Çin’e karşı “tek başına direnmesiyle” özdeşleştirmiştir.
SONUÇ
Gördüğünüz gibi, dünyadaki solcuların kendi tarihleriyle nasıl övündüğünü ve bu tarih liderleri ve zamanları nasıl halka aktardığını.
Fakat Türkiye solu bırakın bunu yapmayı, Türk tarihinin her dönemini reddetmiş. Hatta, Türkiye’yi kurtaran ve kuran Kemalist yönetimine Avrupalılar gibi saldırmıştır.
Ve de bunla sınırlı kalmayıp, farklı ırkların milliyetçiliğini tercih edip, Terör örgütlerinin uzantılarıyla ittifak yapmışlardır.
Cumhuriyet’in ilk zamanlarını bile kötüleyen bu güruh, Atatürk’e ve Türkiye sistemine karşı derin öfke ve kin beslemişlerdir. Kendileri bu ülkede doğup büyümelerine rağmen bu halkın kültürüne düşman kesilmiş ve bu ülkenin askerine silah sıkanlarla ittifak kurup bunu da modernlik ve “ırkçılık yapmayın ya” söylemleriyle normalleştirmek istemişlerdir.
Bunu demelerinin sebebi solcuğun arkasına sığınarak Türk ırkına, ırkçılık yapmak ve Türk ırkını zorla sindirmek, Türk ırkını kendinden nefret ettirmek maksadı taşımak olmuştur.
O yüzden Türkiye solu bir dünya solundan ziyade, Türk düşmanlığı amacı taşır. O yüzden kendi öz kültürlerinden nefret ederler.
Diyeceksiniz diğer ülkelerdeki solcular? Onlar tamamen bu kadar ırklarına ve kültürlerine düşmanlar mı? Hayır. Onlar sadece popüler kültürün etkisinde kalmış kişiler. Solculuğun getirdiği kavramla ülkelerindeki saçma şeyleri sürdürüyorlar.
Ama Türkiye’de bu tamamen yoğun ve kopuk. Türkiye solunun, Türkiye halkıyla ilgisi bile yok. Yaptıkları tek şey zaten Türk halkını aşağılamak. Bunu TIP’liler de görebilirsiniz. “Türklerden intikam alacağız” diyor.
Atatürk mü Lenin mi sorusuna, ikisi de diyen bir TIP’liye ne denir? Boşnak denir. Sonrasında verdiği yanıtlar bile içler acısı. Kendisi Almanya’dan çıkıp gelmiş biri, sırf kredi masraflarını ödemek için Türkiye’de solculuk satıyor mesela. Muharrem İnce’ye 2023 seçimlerinde laflar edip sonra istifa etmeyip “Ama benim ödemelerim var hüüü” yapan birinin sözüne güven mi olur?
Bu sistemi kuranlara laflar edip, ülkeyi kuran Atatürk’e hürmet etmeyip, Atatürk düşmanlarıyla kol kola gezen birini ciddiye mi alacağız! Hayır ve hayır! Kesinlikle hayır!
Tabi burada bir satır açmak gerekir. Türk solu ile Türkiye solunu ayırıyorum. Türkiye solu, Türk değil. Türk solu dediğimiz kişiler ise gerçekten komünizmi, Türk kültürüyle entegre etmiş ve Türklüğü seven insanlarla doludur. Zamanın Türk soluna bakınız, gayette vatanseverlerdi.
Yani ister görüş ayrılığınız olsun ya da olmasın böyledir. Daha vatanını ve kültürünü sevmeyen insan, dünyada nasıl devrim yapacak? Nasıl işçiyi tanıyacak. Bu işçinin kültürü, dini, ırkı yok mu?
Yorumlar
Yorum Gönder