Bugün 5 Şubat 2026, 3 parti AKP, MHP ve DEM Parti Öcalan’ın umut hakkı konusunda anlaştılar. Türk milleti ile Türkiye halkının onca sorunu varken tek sorun buydu tabiî ki. İktidar ortağı parti Bahçeli şöyle dedi: “Öcalan umuda, Demirtaş yuvasına dönsün.” diye laflar sarfetti. Kendisi Türk-İslâm Sentezci bir parti’nin lideri.
Burada Türk-İslâm Sentezi’ne tarihî derinleme girmeyeceğim ama Türkiye’deki seküler millîyetçilikten sonra en çok çoğunluğa sahip millîyetçi tipine hâkîm ideolojiyi temsil eden parti’nin bunu demesi kabul edilemeyecek bir şey.
Kaldı ki, zâten MHP parçalarına bölünmüş bir partidir. İyi Parti, Zafer Partisi, vs.. Sonra Halaçoğlu’nun Kutlu Partisi gibi.
Tabiî arada CHP var bide, kendisi Kürtçü bir parti. Bunlar olurken onların hoşuna gidiyor.
Diyorlar işte “CHP’ye niye saldırıyorsun, iktidar yanlısı” cart curt diye eleştiriyorlar. Şimdi dostum, belki kendi düşüncene göre haklısın. Ya da CHP’den para alıyorsun. Onların itisin. Bilemeyiz.
İktidar partisi ile MHP, DEM bu noktaya gelmişse CHP’nin halkı bilinçlendirememesinden ve aydınlatamamasından gelmiştir.
“Ne bilinçlendirmesi! Ne diyorsun! CHP’nin suçu değil bu!” falan diyecekleriniz olacaktır.
Nasıl değil dostum? Delirtmeyin beni! Aptal mısınız lan siz?! Bu partinin amacı zâten muhalefet edip halkı bilinçlendirmek.
Meselâ diyelim ki, Öcalan’ı çıkaracaklar. Bunun için CHP, her yerde bunun üstüne basa basa söyleyip, iktidar partisini hedef tahtasına oturtması gerekir. En büyük koz budur.
“Ama ırkçılık yapma Kürtlerin lideri o!” dersen şaplağı yersin, yemekle de kalmazsın, haberin olsun! Gerçi öyle bir beyine sahip olsaydın bu yazıyı okumazdın. Hoş geldin.
Yani demek istediğim şey: Ana muhalefet partisi, iktidar partisini can damarından vurup onu hedef göstereceğine, kendisini feda edip hedef tahtasına kendisini oturtmuştur.
Böyle de bir fedakâr partidir. Tabiî aldıkları onca hazine yardımı ve arada bir AKP karşıtlığı politikalarıyla kazandıkları oyları nasıl sürdüreceklerdi? Belediyeleri beş para etmez belediyelerdi. Bu belediyeleri AKP karşıtlığı ve AKP memnuniyetsizliği yaşayan halkın oyları ile almışlardı.
Bir propagandaları o vardı sadece, farklı bir propagandaları ve vaatleri yoktu. Tek propagandaları “AKP gidecek” idi. Onu da başaramadılar. Hattâ 2023 seçiminde kaybettiklerinde kahkaha attılar Kemal ve İmamoğlu. Tabiî biz eleştirince de sadece adı özgür olan Özgür o zaman tabiî Genel Başkan değildi, tüm CHP’ye oy verenlere karşı hakaretler etti. Unutur muyuz, hayır.
Hattâ hâlâ politikaları şöyle: “AKP gidecek! En doğru biziz!”
Şey.. Tamam abi. Öyledir.
Halkın nezdinde karalanmış bir partiyi yükseltebilirsiniz. Gerçekten yükseltmek isteyenlerle!
He tabi bunu niye anlatıyorum hem bu aptallara cevap olsun diye hem de bunlar sırf muhalefet kalıp para yiyecekler diye, halkın ezilmesinden duyduğum rahatsızlık dolasıyla.
Yaptıkları bir şeyde yok he. Olsa neyse. Sonra bide İmamoğlu’da hapise attılar. DEMli İmamoğlu'nu DEM korumadı hiç. Neden mi? Neden korusunlar? İktidar Partisi ile ittifaklar!
Ama CHP Genel Başkanı ne diyor: “Her partiye laf edilir, DEM Partiye laf edilemez!”
Bak sen ya! Bak!
Gel de delirme.
İmamoğlu içeride kaldı öyle. 2023 seçimi kaybedilince kahkaha atıyordu. Orada da atar artık.
Ülkenin 2023’den sonra kötü duruma gelmesinin en büyük sebebi ve ortağı CHP’dir.
Muhalefetim kimliğinle kurtulamaz.
6 Şubat Depremi’ni bilenler bilir, Türk halkında büyük yaralar açmış bir depremdir. 99 Depreminden sonra Türkiye’nin başına gelmiş en büyük deprem.
Depremde olay ekibinin geç kaldığını, askerin kasıtlı olarak çıkarılmadığını ifâde edenler var.
Depremdeki yaşanan tartışmalar bile ilginçtir. Siyasî partiler ve onların troll orduları, Türkiye halkının ve Türk ırkının en acı gününde bile birbirlerine, sanki iki çocuk birbirini suçluyormuş gibi iftirâlar atıp kavga ettiler.
Siyasetleri sadece birbirleri üzerinden birbirlerini meşrûlaştırmaktı. “Ama o da yaptı!” demekti.
Sonra, sırf depremzedeler için para toplayan sanatçıları tehdit ettiklerini unutmayacağız.
Bide bazı ahmâklar “Sırf kürdüz diye bizi çıkarmadılar” diye slogan atmışlardı. Delirirsin. Meselâ.
Ama Şubat Depremi’nde Türk Ordusunun fedakârlığı ve insanlara olan sevgisi hâlâ aklımızda. Türk ırkı hattâ Türk olmayan unsurlar bile Türk ordusu’nun bu merhametine ve şefkâtine nâil olmuş ve övmüşlerdir.
Kendi üşüdükleri hâlde, çıkarılan depremzedelere mantosunu, parkesini, botlarını veren askerler nasıl unutulur.
Yorumlar
Yorum Gönder