Kâzım Karabekir ve Bolşeviklik
Kâzım Karabekir, bolşevik mi değil. Karabekir Bolşevik hayranı mı? Evet Karabekir’i tanımayanız yoktur. O Kurtuluş Savaşı’nda Doğu Cephesi kumandanıydı. Cumhuriyet’in ilk muhalefet Partilerinden olan TerakkiPerver Cumhuriyet Fıkrası’nın da kurucusuydu.
Ne yazık ki Karabekir Paşa’yı çok iyi tanıyamadık. Karabekir Paşa’nın farklı şekilde yorumlanması, karşıt ideolojilere dâhil edilmesi, Cumhuriyet taraftarlarında Karabekir karşıtlığı oluşturmuştur.
Tabiî ki, Kâzım Karabekir ile Atatürk’ün arasındaki siyasî çatışma, İzmir Suikastı vesâire olsun Kemalizmin başlıca düşmanı olmuştur.
Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk’ün “bolşeviklik ilân etmeyi düşündüğünü” (1) söylemiş ve kendisinin önlediğini dile getirmiştir. Atatürk’ün buna yanıtı serttir: “Bolşeviklik.. çok alçakça uydurmak istediği bir hikâye (bana yapıştırmak istiyor).” (2)

Aslında Karabekir’in Bolşeviklerle nasıl içli dışlı olduğunu göreceğiz. Hattâ Atatürk’ün Karabekir’i Bolşevik Hayranlığını konusunda nasıl rahatsız olduğunu ve uyardığını da göreceğiz.
Kurtuluş Savaşı yıllarınca herkesin illa ki komünistlerle ilişkisi vardı. Daha öcne ki yazımız da belirttiğimiz Mustafa Suphi olayında da gördüğümüz gibi, Atatürk’ün en yakın muhafızı Topal Osman’ın bile Bolşeviklerle bağımsız bir ilişkisi var.
Kâzım Karabekir’in bolşevik hayranlığı Kurtuluş Savaşı öncesine dayanmaktadır. Bakınız:
Kâzım Karabekir, 1919'da Bolşevik ordularının zaferine sevinmiştir ve 18 Mart 1919'da Atatürk’e mektup çekerek, bu sevinci Atatürk’le paylaşmıştır. İlginçtir Atatürk’te sanki kendi zaferleri gibi, Bolşevik zaferi için “Tanrı’ya Şükürler Olsun” demiştir.
Bununla da yetinmemiş, Bolşeviklere yardım edilmesi gerektiğini savunmuş ve Trabzon Tümen Komutanı’na Rüştü Bey’e, Trabzon’daki Ateşleme makinasını Batum bolşeviklerine gönderilmesini doğrultusunda direktif verir. (3)
Kâzım Karabekir’in Bolşeviklerle ilgili sözleri:
- 10 Mart 1920: “(Bolşevik Ordusu) Çoğunu islâmın teşkil ettiği kurtarıcı ordu..”
- 13 Nisan 1920: “Kur’ân-ı Kerîm, fakirlere, işçiye ve emeğe ilişkin ve bizce bilinebilen ne kadar bolşevik ilkeleri varsa hepsini içine almaktadır. Bu nedenle de müslümanlar bolşevikliği kolay ve munis kabul etmekte ve karşılamaktadır.” (4)
- 18 Nisan 1920: “(Bolşevik Ordusu) Kafkaslardan gelen kurtarıcı ordular!”
- 22 Nisan 1920: “Bugün Anadolu’nun kurtuluşu için Bolşevik ordularıyle elele vererek hareketten başka bir çaremiz kalmamıştır.”
- 23 Nisan 1920: Azerbaycan’ın bolşevikleştirilmesi, İslâm dünyasının geleceği için önemli olduğunu vurgulamıştır.
- 30 Mayıs 1920: “Kırmızı Ordunun Polonyahlara karşı başlayan karşı taarruzlan bütün dünya işçi kitlelerince büyük bir kıvançla karşılanmıştır. Şimdiye kadar Sovyet icraatına yardımcı ve savunucu olduklarını göstermekle yetinen dünya işçileri muzafferiyeti kalbiyenin istihsalinden itibaren Aristokrat ve kapitalist hükümellerine kamilen isyan edeceklerdir.”
- 24 Haziran 1920: “Bugün her işten ve her girişimden önce, milletimize Doğu’da Bolşevilik ve müslüman yolunu açmalıdır.”
- Ağustos 1920: “İslâm ya da Türk birliği bizim için selâmet olmadığını ve mümkün olduğu kadar az zamanda bize uygulanabilir bir Bolşevik yönetimin kabulü zorunda olduğumuzu..”
- 14 Eylül 1920: “İnsanlığın kurtuluşu ve selameti için çırpınan Rus Sovyet Hükümetine bütün müslüman dünyasının var kuvveti ile yardım etmesini biz saglayabiliriz. Rusya ile Türkiye elele verirlerse bütün müslüman dünyası bu birliğe girer. Memleketimiz içinde açıktan açığa bolşevik propagandasına daha başlanmaması ve bolşvik kurallarının bilinmemesi kabahatı daha çok Moskova’nındır.” (Rasih Nuri, 1970: 149)
- “Rusya ve Rusya’daki komünizmin bize bu kadar büyük bir faidesi aşikar iken bence eğer Rusya’da komünistlik sönmek üzere olduğunu görürsak onu da ihya edecek yardımlardan geri durmamalıyız, kanaatindeyim. islam ihtilal Cemiyetleri ittihadı… Dünya komünistleri ile tevhidi mesai edecekti.” (5)
- “Binanaleyh ben Bolşeviklerle beraberim. Türkiye haricindeki Müslümanların Bolşeviklerle beraber çalışmaları ve Sovyet esasatını kabul etmeleri lazım geleceğini Dağıstan’da umumi içtimalarda söyledim.”
Karabekir Paşa, bu sözlerle de sınırlı kalmayıp, rütbe yıldızlarını aynı bolşevik askerlerî gibi koluna takmıştır. (6) Bununla da sınırlı kalmamış, Bolşevik ordularında rütbe/apolet yok diye, kendi birliğindeki rütbe ve apoletleri söktürmüştür.
Bunun üzerine o zaman ki Genelkurmay Başkanı İsmet İnönü buna tepki göstermiştir. 27 Ağustos 1920 tarihli, Genelkurmay Başkanlığına mektubunda kendisini bu konu da savunmuştur.
Ortak harekât teklifi:
Kâzım Karabekir, Bolşeviklerle askerî birlik önermiş ve Atatürk tarafından 26 Nisan 1920'de Sovyetlerle ortak askerî işbirliği kabul edilmiştir.
Stefanos Yerasimos “Türk — Sovyet ilişkileri” kitabının 125. sayfasında şöyle anlatıyor: “Kazım Karabekir, kızılordu ile birlikte hareket edilmesi gereğinden söz eder ve eğer Kızılordu Gürcistan’a girecek olursa .. “biz de Ermenistan’ı çiğnemekle birlikte Azerboycan’ı ayaklandırmaya ve komünist yönetimini kurmaya söz veririz.” demiştir.”
Tabiî ki burada altını çizmemiz gereken bir husus var. Atatürk’ünde o zamanları Bolşevikler hakkındaki sözleri epeyce konuşulacak, tartışılacaktır. Yani öyle kenera atılacak basit sözler değildir. Konumuz bu değil. Bu yüzden burada bunu işleyecek değiliz.
Ama Atatürk’ün Komünizmi kendi tekelinde tutmak istediğini, bizzat Türkiye’ye gelen Sovyet heyetinin başı Upmal’la konuşmasından anlıyoruz. Bakınız: “Rus komünistlerine karşı bir hareket yok. Sadece açık olarak Türkiye’nin dahili işlerine açıkça karışan Rus komünistlerine ve onların bazı partileri ile teşkilatlarına karşı bir hareket var.
Ben, kendim bu harekete mensubum. Anlamak gerekir ki, komünizm bile Türkiye’de bizim işimizdir. Hiçbir üle, önümüzde komünist olmamız için şart süremez. Bu bizim hakkımız.” (7)
Elbette Kâzım Karabekir, her zaman Sovyetlerin tarafında olacak değildi. Fikir ayrılıkları da vardı. Sovyetlerin, Ermenistan’a yerleşmesini hoş bulmuyordu. İnönü’ye karşı mektup çekip, Ermenistan’a harekat yapılmasını istemiş fakat İnönü ise bunu Bakanlar Kurulu kararı olmadan yapmayacaklarını belirtir.
Kâzım Karabekir Paşa Bolşevikliğin yayılmasıyla ilgili:,
- 16 Mart 1920: “Şimdilik Doğu hareketine başlangıç olmak üzere Batum’da bolşeviklik ilanıyla Bolşevikliği üç vilayete (*) Gürcistan ve Azerbaycan’a yaymak ve tamim etmek ve Bolşevik ordularının hareketlerini hızlandırma sebeplerini tamamlamak ve burada da hareket için tedbirler ve hazırlıklarda bulanarak uygun durumu ve durumun gelişmesinin beklenınmesini uygun bulduğumu arzederim.”
Atatürk, “Dini ve ahlaki inkılap yapmadan önce hiçbir şey yapmak mümkün değildir.” dediğinde, Kâzım Karabekir, “Dinsiz ve ahlaksız millete bu dünyada hayat hakkı olmadığını tarih gösteriyor. Paşam, bu yeni akide bizi Bolşevikliğe götürür.” demişti.. (8)
Sözü size bırakıyorum.
***
Burada, Kâzım Karabekir’in Bolşevik münasebetlerini ve hayranlığını dile getirdim. Tabiî ki Kurtuluş Savaşı yıllarında, Bolşeviklerle iyi geçinmeleri gerekiyordu. Bu çok doğaldı. Hattâ Karabekir Paşa’nın abartılı sözleri olduğunu söyleyenler, Kurtuluş Savaşı komutanlarından; Ali Fuat Paşa’nın komünizmi “En yüksek mertebe” olarak görmesi de normal görmek zorundalar.
Atatürk’ün aşırılığa kaçtığını görmedim ama o yıllar da komutanlar değil, aydınlarımız yani yazarlarımız bile aşırı kaçtıklarını götürdüm.
Atatürk’ün “Bolşeviklik, komutanlar arasında kalsın” derken aslında kastettiği neydi acaba?
Kâzım Karabekir Paşa, Türkiye Tarihinde önemli bir yer edinmiş bir komutan,
YAŞA DOĞU CEPHESİ KUMANDANI KARABEKİR PAŞA!
Sonucu size bırakıyorum.
NOTLAR:
(1) Kazım Karabekir, İstiklal Harbimizin Esasları, 1933, s. 54.
(2) Uğur Mumcu, Kazım Karabekir Anlatıyor, Tekin Yayınevi, s. 19.
(3) Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi, c. 2, s. 452.
(4) Avcıoğlu, aynı eser, s. 454. Emel Akal, Milli Mücadelenin Başlangıcında Mustafa Kemal İttihat Terakki ve Bolşevizm, Tüstav Yay, s.21. Karabekir, 1960:623.
(5) Emel Akal, aynı eser, s. 25. Karabekir, 1967; 131.
(6) Sabahattin Selek, Anadolu İhtilâli; C:2, s. 616.
(7) Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yay., s. 324.
(8) Kazım Karabekir, Nutuk’a Cevaplar, haz. Faruk Özerengin, C 12, İstanbul, 1997, s. 3808; Kazım Karabekir, Paşalann Kavgası, Atatürk-Karabekir Kavgası, İstanbul, 1 992, s. 142–145. (Aktaran: Meydan, Panzehir, s. 95.)
Yorumlar
Yorum Gönder