Balkanlar sadece Osmanlı İmparatorluğu’nun gövdesi olan bir yer değildi. Osmanlı’dan önce orada Türk yerleşimleri boy göstermiş ve orada bir nüfuz alanı yaratmışlardı.
Avrupa Hunları, Avarlar, Bulgarlar buna bir örnek teşkil etmektedir. Bulgarlar uzun süre boyunca Balkanları ve Karadeniz kıyısına olan yerleri ellerinde tutarak Balkanları Türkleştirmişlerdir. Fakat kendileri slavlaşmış ve özlerini kaybetmişlerdir.
Türkler’in Anadolu’ya göç etmeden önceki yurtlarından biri Balkanlardı. Hazarlar, Kuman ve Kıpçaklar da Balkanlar’da büyük görevlerde bulundular.
Roma İmparatorluğu’nda önemli mevkîlere gelerek, İstanbul’u kendi kardeşlerine karşı muhafaza etme görevinde bulundular. Bulgarlar’ın İstanbul’u işgâl ettiğinde, Hazarların Romalılara yardımı gibi.
İstanbul’un içerisinde zâten bir Türk paralı askerleri bulunmaktaydı. İstanbul’un fethinde bile orada Türk topluluğu olduğunu tarih kronikleri yazmaktadır.
Osmanlı
Osmanlı İmparatorluğu 14. yüzyılda Balkan topraklarına ayak bastığı zaman yabancı bir coğrafya ile değil Türk boylarının harmanladığı bir yer ile karşılaştılar.
Osmanlı balkanlara yayıldığı müddet boyunca Macarlara kadar zâten aynı kandan olan ve Türkleşmiş boyları kendi hâkimiyeti altına aldı. Fakat Osmanlı gelene kadar Balkanlardaki topluluklar Hristiyanlaşmış ve Hristiyanlığın kalkanı hâline gelmişlerdi.
Osmanlı ise bunları tekrar hâkimiyeti altına aldı.
Neden Osmanlı’nın Gövdesiydi?
Çünkü Rumeli Sancağı (Balkanlar), Osmanlı’nın ilk genişlediği alandı. Orası hem önceden tarihî olarak bağları olan hem de kozmopolit bir yerdi. Yenilikçi subaylar ve devlet adamları buradan çıkardı.
Balkanlar, Osmanlı’nın anavatanıydı. Osmanlı Tarihi araştırmacısı Prof. Dr. Erhan Afyoncu şöyle diyor: “Osmanlı beyliği, Söğüt ve çevresinde kurulmuş olduğu için Anadolu kökenli olduğu kabul edilir. Ancak imparatorluğun anavatanı Rumeli’dir. Sofya’nın 1385’te, Erzurum’un 1518’de Selanik’in 1387 de Van’ın ise 1548’de Osmanlı hakimiyetine girdiği düşünülürse durum biraz daha rahat anlaşılabilir.”
Rumeli Osmanlı için her zaman önemli bir merkezdi. Hattâ Osmanlı’yı diğer Türk beyliklerine üstün yapan olaylardan biri Trakya’nın Osmanlı’nın eline geçmesiydi. (1)
Osmanlı bu toprakların değerini bilecek ve bu konum sayesinde yükselecekti. Bu yüzden Rumeli, protokolde her zaman Anadolu beylerbeyliğinden üstündü. Rumeli Kazaskeri bile, Anadolu kazaskerinden hiyerarşi bakımından üst konumdaydı.
Rumeli zengin bir beylerbeyliğiydi. Yeniçeri Ocağı’na çoğunlukla Balkanlardan insanlar gidiyordu. Devşirme sistemiyle birlikte bu olay doruk noktasına geldi. Osmanlı’nın üst mertebeleri de Balkanlardan devşirme insanlarla doluydu.
Bölgedeki Türk yerleşimleri en sadık askerlerdi. Bu halk daha Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman döneminde yerleştirilmişlerdi.
Bu yüzden bu kadar insan nüfusu yüzünden Osmanlı’nın ekonomik belkemiğini de Balkanlar oluşturuyordu.
Ayrılık
Ama sonunda ne oldu?
Bu zulüm etmediği Balkan halkları Osmanlı’ya ihanet etti. Üst mevkilerde bulunan Balkan devşirmeleri, Osmanlı’nın üst kademesini sömürdükleri yetmiyormuş gibi, isyân ettiler. Tek tek Osmanlı’dan ayrıldılar.
Türklere karşı katliâm ve zulüm yaptılar. Yıllardan beri yaşadıkları Osmanlı’nın ana tebaasına karşı hemen düşman kesildiler.
O zamanki her devlet adamının, subayın ve halkın travması oldu Balkanların kaybedilmesi. Nâmık Kemal diyordu ya “Vatan yahût Silistre” diye aynen öyleydi.
Osmanlı, Hicaz’ı, Kafkasları kaybetmesi değil. Balkanları kaybetmesi en can alıcı noktaları oldu. Çünkü büyük yatırım oraya yapılmış, tebaa orada kurulmuştu. Büyük Tarihçi, merhum Ortaylı bile “Osmanlı Anadolu devleti olsaydı yıkılırdı. Balkanlarda tutundu” demesi tesadüf değildir.
Katliâm ve Göç
Osmanlı dağılma devrinde en büyük zulümleri ve katliâmları yaşadı. Bunlardan biri Balkan Türklerine yapılan katliâmlardı. Ne yazık ki, Türk medyası hiçbir Türk’e karşı yapılan soykırımı asla dile getirmedi.
93 Harbinde Türklere yapılan soykırımdan tutunda Türk Kurtuluş Savaşı’na kadar olan dönemde Balkanlarda yapılan soykırımları unutmayalım. Hâlâ daha Yunanistan’da Batı Trakya Türklerine, Bulgaristan’daki Türklere yani balkanlardaki tüm Türklere karşı kasıtlı asilime ve din değiştirme politikası işleniyor.
Daha çok eskiye gitmeden Balkanlardaki Türklere özellikle Bulgaristan’da zorla asilime ve din değiştirme politikası uygulandığını unutmayalım. Naim Süleymanoğlu gibi bir isim, bunu dünyaya duyurmakta öncelik etmişti.
Navarin Katliâmı ile 3 bin Türk öldürüldü sonrasında Tripoliçe Katliâmıyla Ada’daki hiçbir Türk sağ kurtulamadı. Tabiî bu katliâmda Avrupalı sahipleri ile Rusya’da büyük destek sağlamışlardı. 31 bin Türk bu soykırımda canını yitirdi. Amerikalı Tarihçi Justin McCarthy Ölüm ve Sürgün kitabında iyi anlatır. Monemvasia katliâmı’yla gider.
Yani 1770'deki Mistra Katliâmından, bugünkü Batı Trakya olaylarına kadar Balkan Türklerine karşı olan soykırım devam etmektedir.

Bunların çoğunluğunu Yunanlılar ve Bulgarlar işledi. Ama en büyüğü, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanları kaybetmesiyle oldu. 3 Milyona yakın Türk öldürüldü ya da göç etmek zorunda bırakıldı.
Ayrıca bu Türkler, İmparatorluğun başkenti ve Ege kıyılarına göç etmeleriyle de durum değişmedi. Yunan kuvvetleri, Ege bölgesine girer girmez Müslüman tebaayı katletmeye başladı. En barbarca soykırımı yaptılar, Türk kızlarına tecâvüz ettiler ve karınlarını deştiler! Ama onlar en medenî halktı öyle değil mi? (!)
Bulgarlar kendi çıkardıkları isyân bastırıldı diye dünya kamuoyuna, Yunanlılar kıbrıs konusunda Türkler bize saldırıyor diye dünyada yankı uyandırırken Türkler katledikleri ile kalmışlardı!
Türk/Osmanlı Düşmanlığı
Şimdi ise Türkiye devleti, Bulgaristan’ın ve Yunanistan’ın Millî gününü kutluyor.
Ama Balkan şehitlerine anmaya gelince asla anmıyorlar! Balkan deyince hemen akıllarına ötekileştirme geliyor. Bunun sebebi ise hem Osmanlı düşmanlığı hem Türk düşmanlığından olayıdır.
Atatürk’ü ötekileştirme yolunu açmak için direkt Balkanlara saldırıya geçtiler böylece 1 taşla 3 kuş vuracaklardı. Çünkü Türklerin ilk vatanlarından biri Balkanlardı. Osmanlı’nın gövdesi ve yönetim sistemini oluşturan kadro Balkanlardandı. Atatürk gibi ilk dönem subay/devlet adamları Balkanlardan çıkmışlardı.
Balkan Türkleri, Türk değil mi?
Balkan Türkleri bile kendi aralarında ‘Ben Türk değilim, şu ırktanım, bu ırktanım’ diyorlar. Siz Arnavut, Boşnak, Sırp, Bulgar, Yunan falan değilsiniz. Asla da olmayacaksınız.
Kanınız da o kan asla akmayacak ama akmasına gerek yok siz kendi ırkınıza ihanet ediyorsanız asla kendinize Türk demeyin. Ama Türk ırkının kanı damarlarınızda akıyor, o sevmediğiniz asla olmak istemediğiniz Türk ırkının kanını sizin atanız (dedeniz) taşıyor.
Oradan gelen Türklerin çoğu devşirme değil. Asla da olmadılar. Melezleşmiş olabilirler çoğu ama asla farklı bir soya mensup değiller. Melezleşmeleri normal değil mi? Orada kaç yüzyıl kaldılar. Bu normal bir şey.
Ama gidip Balkan’da göçen insanların “Ben Türk değilim, Bulgar’ım!”, “Arnavut’um” diyorsa o kişi de bir öz nefret vardır. Tabiî 80-90'lar sonrası Türkiye’ye gelen Boşnak ve Arnavutlar elbette onlar o ırka mensuplar.
İşin ilginç yanı ise Balkan Türklerini sevmeyen Siyasal İslâmcılar her zaman Boşnakları el üstünde tutmuşlardır. Balkan Türklerini ötekileştiren bu sistem, Balkan Türklerini hem Türk olduğundan hemde öz nefretten aşağıladılar.
Balkan Türkleri ise zamanla Siyasal İslâm ve Komünizm ile popülist havalı gördükleri Avrupai üstün (!) ırka mensup görmeye başladılar. Oysa asıl düşmanları onlardı. Onları onlar kovmuştu.
Ama hangi cüret ile Türkiye’de insanlar kendilerine Arnavut, Boşnak, Sırp, Yunan diyebiliyor ve en iyi işleri, memurluğu, hattâ milletvekilliğini kapıp bide Türkiye Takımına karşı milletvekili olduğu hâlde Kosova Millî Takımını destekleyebiliyordu? Hem Türk’ün ekmeğini yiyip hem Türk’e ihanet ediyordu! Buna da ilericilik adı veriliyordu!
Nedense kimse Türk değil, Türk düşmanlığı yapmak da entelektüellik sayılıyordu!
Ama bende bir Balkan Türk’ü olarak söylüyorum: ben bir Türk’üm! Türk. M.E. Yurdakul’un da söylediği gibi: Ben bir Türk’üm, dinim, cinsim uludur!
Tüm Balkan Türklerine selâm olsun! Umarım millî bilinç sahibi olurlar.
Buradan tüm Balkan şehitlerine Allah’dan rahmet diliyorum.
NOTLAR:
Emre Kongar, Tarihimizle Yüzleşmek.
Erhan Afyoncu, Herkes İçin Kısa Osmanlı Tarihi.
İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi 2.
Yorumlar
Yorum Gönder